Ayvacık’ta Müze Gibi Lokanta

Ayvacık ilçesindeki 70 yıllık Gül lokantası, işletmecisi tarafından donatılan eski malzemeler ve eski eşyalar sayesinde müzeyi andırıyor.

İsmail Karabulut’un 36 yıldır işlettiği, ilçenin en eski lokantasında sergilenen eski eşyalar, müşterileri tarih yolculuğuna çıkarıyor.

Genellikle yörenin ünlü zeytin yağıyla yapılan yemeklerin hazırlandığı lokantada, eski telefonlar, radyolar, fotoğraf makineleri, semaverler, saatler, ütüler, sandıklar ve çeşitli dekoratif eşyaları yer alıyor.

Karabulut, AA muhabirine yaptığı açıklamada, 1948 yılında faaliyete geçen lokantanın o tarihten bugüne kadar aralıksız müşterilerine hizmet verdiğini söyledi. Genellikle yörenin ünlü zeytin yağıyla yapılan yemekleri müşterilerinin beğenisine sunduklarını ifade eden Karabulut, antika merakını iş yerine de yansıttığını anlattı.

Yörede bu özellikte başka bir lokanta bulunmadığını belirten Karabulut, “Lokantamda eski eşyalar, camlı dolaplar, telefonlar, radyolar, fotoğraf makineleri, semaverler, saatler, ütüler, sandıklar ve çeşitli dekoratif eşyalar var. Müşterilerimizin ilgisini sadece yemeklerimiz değil antika eşyalar da çekiyor. Lokantamız küçük bir müzeyi andırıyor.” diye konuştu.

Karabulut, lokantasında sergilediği eşyalar nedeniyle bazı müşterileri tarafından “Bizi çocukluk yıllarımıza götürdünüz” şeklinde geri dönüşler aldığını ve mutlu olduğunu söyledi.

Çocukluk yıllarından bu yana tarihe ve eski eşyalara hep merak duyduğunu dile getiren Karabulut, iş yeri ile ilgili şu bilgileri aktardı:

“Tarih, eski yıllarda yaşayan insanların medeniyetlerini ve uygarlıklarını yazılı veya yazısız bilgilerle günümüze ulaşmasıdır bence. Bu merakımı ve ilgimi giderebilmek için rahmetli anne-babam ile dedemden kalan eski eşyaları biriktirmeye başladım. Yıllar geçtikçe çevremden ve pazarlardan topladığım eski eşyaları da lokantamda sergiledim. O eşyaları hem kullanıyor hem de lokantama gelen genç müşterilerime nasıl kullanıldıklarını anlatıyorum. Çevremdeki dostlarım da evlerinde kullanmadıkları eski eşyaları bana verdiler. Onların ismini yazarak bu eşyaları lokantama koydum. Gelecek nesillere bu eşyaları anlatmak bana mutluluk veriyor.”