ÖZELLİKLE İLKBAHAR AYLARINDA ASTIM ATAĞINA DİKKAT

Dünya Sağlık Örgütü tarafından, her yıl Mayıs ayının ilk Salı günü “Dünya Astım Günü” olarak kabul edilmiştir. Sağlık Bakanlığı tarafından bu yıl da “Astımınızla Sağlıklı Yaşayabilirsiniz” teması ile 2 Mayıs 2017 Dünya Astım Günü’nde tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de çeşitli etkinlikler yapılmaktadır.

Çanakkale Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Göğüs Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Kerim Yeşildağ, polenden klimaya, parfüm ve deterjan kokusundan beslenmeye, inşaat yıkımları nedeniyle havaya karışan toz bulutları ve zararlı partiküllerden yemek pişirirken yayılan koku ve buhara dek astımı tetikleyen çok önemli faktörler olduğunu söyledi.

Özellikle ilkbahar aylarında astım atağında artış yaşandığını belirten Uzm. Dr. Yeşildağ, 2 Mayıs Dünya Astım Günü sebebiyle belirtiler ve tedavi süreci ile ilgili astım hastalığına değinerek şu bilgileri aktardı:

“Astım akciğer içi hava yollarında daralmaya neden olan ve alevlenmeler (ataklar) ile seyreden müzmin (kronik) bir akciğer hastalığıdır. Hava yollarındaki bu daralmanın nedeni mikrobik olmayan bir tür iltihap nedeniyle hava yolu duvarının şişmesidir. Hastalık tekrarlayan nefes darlığı, nefes alıp verirken ortaya çıkan hırıltı/hışıltı/ıslık sesi, göğüste baskı hissi ve öksürük gibi belirtilerle kendini gösterir.

Astım, hayat boyu süren ve uzun süreli tedavi gerektiren bir hastalıktır. Astım hastalığının ortaya çıkmasında etken olan faktörlere risk faktörleri denir. Astımın neden bazı bireylerde görülüp, bazılarında görülmediği işte bu risk faktörleri ile açıklanabilir. Bu faktörler kişiyle ve çevreyle ilgili olmak üzere iki gruptur. Kişisel risk faktörleri; içinde kalıtım yani genetik yapı, cinsiyet ve şişmanlık sayılabilir. Çevresel risk faktörleri ise; kalıtsal olarak yatkın bireylerde astımın ortaya çıkması ve ağırlığı üzerinde rol oynar. Bunlar alerjenler, tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, sigara dumanına maruziyet, bazı ilaçlar, iç ve dış ortam hava kirliliği ve beslenme tarzıdır.

Astım hastalığı tedavi edilmesine rağmen tamamen ortadan kaldırılamayabilir. Ancak uygun tedavi ve iyi bir hasta-doktor işbirliği sağlanarak astım hastalığı tam kontrol altına alınabilir. Astım tedavisinin amacı hastalığın kontrol altına alınması ve sağlanan bu durumun idame ettirilmesidir. Dünyada olduğu gibi, ülkemizde de bu hastalığın tedavisi ile ilgili gerekli her türlü ilaç ve malzeme bulunmaktadır. Uygun ilaç tedavisi ile, astımlılar iş ve okul dahil günlük yaşamlarına, hastalık nedeni ile herhangi bir kısıtlanma olmadan devam edebilirler. Astım ilaçlarının büyük bir kısmı soluk alma yolu (inhalasyon) ile kullanılan ilaçlardır ve bu yolla daha az yan etki ile direk hava yollarında istenen tedavi edici etkiyi oluştururlar. Özel cihazlarla verilirler.

Astımda beslenme önemli bir yere sahiptir. Yetersiz ve dengesiz beslenme pek çok hastalıkta olduğu gibi solunum sistemi hastalıklarının oluşumunda da risk faktörleri arasında yer almaktadır. Tersi olan ve son yıllarda tüm dünyada artan obezite (aşırı şişmanlık) ile de astım arasında bağlantı bulunmaktadır. Obezite astım ataklarının şiddetini ve sıklığını artırmakta ve tedavisini zorlaştırmaktadır. Bu nedenle yeterli ve dengeli beslenme, hem bu hastalıklardan korunmada hem de hastalık oluştuktan sonraki tedavi süresince büyük önem taşımaktadır.

Astımda dikkat edilmesi gereken diğer önemli noktada egzersiz.Tedavi edilemeyen astımlıların %90’ında egzersiz ile astım belirtileri oluşur. Bazen de astım atağının tek nedeni egzersiz olabilir. Ancak, astımı kontrol altında olan, yani uygun ve yeterli astım tedavisi alan hastalar aktif bir yaşantı sürdürebilir ve egzersiz-spor yapabilir. Özellikle kısa sürede yapılan yoğun egzersiz ile belirtiler oluşurken, yavaş ve uzun sürede yapılan egzersizlerde belirtiler daha hafif olabilir. Örneğin; yürüyüş, koşmaya göre daha güvenlidir. Yüzme, bisiklet, jimnastik ve aerobik egzersizler astımlılar için en çok önerilen sporlardır. Havuzda solunan havanın nemli olması ve havuz suyundaki klorun belirtileri tetikleyebilmesi nedeniyle yüzme için deniz tercih edilmelidir.

Hamilelik döneminde astım değişken özellik sergileyebilir. Astım hamilelik döneminde düzelebilir, kötüleşebilir veya değişmeyebilir. Bunu önceden tahmin etmek mümkün değildir. Uygun ve yeterli bir astım tedavisinin uygulanması hamileliğin normal geçmesi, sorunsuz bir doğum yapılması ve sağlıklı bir bebek açısından çok önemlidir. Bu nedenle hamile astım hastası, doğumu yaptıracak hekim ve astım tedavisini düzenleyen hekim yakın bir işbirliği içinde olmalıdır.

Astımda kişinin kendini tanıması çok önemli!

Astım hastalığı kişiden kişiye etkilerini farklı şekillerde gösteriyor. Uzm. Dr. Kerim Yeşildağ, “Az önce bahsettiğimiz unsurlar bunlardan bazıları; çünkü her hastanın astımını tetikleyen unsur farklı olabiliyor. Örneğin bir kişi ağlarken astım krizine girebilirken diğeri gülerken, bir başkası efor yaparken, diğeri soğuktan astım krizine girebiliyor. İstiyoruz ki kişiler kendilerini çok iyi tanısınlar ve kendilerinde astımı nelerin tetiklediği konusunda bilinçlensinler. Bize tedavi için başvurduklarında onlar için en uygun tedaviyi belirleyip en kısa sürede hastalıkla ilgili önlemleri alarak, konforlu bir yaşam sürdürmelerini sağlamak istiyoruz” diyor.