9 Aralık 2021

EzineTürk

Haberin Doğru Adresi

Alexandria Troas’da Tarihi Keşif ” 2 bin 200 yıllık çarşının iki kapısı gün yüzüne çıkarıldı”

Ezine ilçesine bağlı Dalyan Köyü sınırları içerisinde bulunan Alexandria Troas Antik Kenti’nde, 5 Temmuz’da başlayan kazılarda, yaklaşık 2 bin 200 yıllık olduğu tahmin edilen çarşının iki kapısına ulaşıldı.

Kültür ve Turizm Bakanlığının izin ve desteği, Türk Tarih Kurumu ve ana sponsor İÇDAŞ AŞ’nin sağladığı imkanlarla yapılan ve  Ankara Üniversitesi ile Ezine ve Geyikli belediyelerinin de destek verdiği kazı ve çalışmalar devam ediyor.

Çeşitli üniversitelerden bilim insanlarının katkıda bulunduğu çalışmaları her yıl daha ileriye taşımaya gayret ettiklerini belirten Ankara Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Kazı Başkanı Prof. Dr. Erhan Öztepe, bu sene ikinci çalışma alanında Helenistik döneme ait bir çarşının kuzey sınırını gün ışığına çıkardıklarını söyledi.

Jeofizik ölçümlerin Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesinden (ÇOMÜ) Prof. Dr. Cahit Çağlar Yalçıner ve Yunus Can Kurban tarafından alanda gerçekleştirildiğini ve bu sayede geçtiğimiz yıl altarın (adak adanan ve kurban kesilen dini yapı, sunak) yerinin tespit edilerek, bu yıl kazıldığını dile getirdi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Öztepe, jeofizik çalışmalar ile forum çevresindeki alanların bu sene taranacağını belirterek, “Kazılarda ortaya çıkan alanlar, korumaya yönelik projeler, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesinden Prof. Dr. Hakan Anay, Doç. Dr. Ülkü Özten ve Doç. Dr. Meltem Anay’dan oluşan mimari ekip tarafından belgelenerek kayıt altına alınıyor” dedi.

kazı alanında bu yıl önemli buluntulara ulaştıklarını ve Büyük ihtimalle çarşı yapısının cadde ile bağlantısını sağlayan bir kapıyla karşılaştıklarını kaydeden Öztepe şunları söyledi ;

“Arkadaşlar şimdi onun biraz daha batısında, bizim tonozlu yer altı galerisi dediğimiz kryptoportikusa geçişin temizliğini yapıyorlar. Yani bir kapı daha bulmuş durumdayız. Şu anda tabanda kazdıkları yer büyük olasılıkla caddenin dükkanı olabilecek yere gelmiş kısmı. Zemine kadar ineceğiz. Bakalım küçük buluntular bize ne verecek? Bu çok önemli. Gerçekten burada bir dükkan varsa ve korunmuşsa içinde neyle ilgili olduğuna dair belki ipuçlarına ulaşma şansımız olacak. Bu ayın sonuna kadar bu bölüm tamamen gün ışığına çıkarılacak.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

” Buluntu kaçırmadan, önemli ipuçlarına bilgi anlamında ulaşarak devam ediyoruz”

Öztepe, duvar sistemine bakıldığında çarşının, kentin kuruluş evresi olan Helenistik döneme ait olduğunu, bunun da 2 bin 200 yıllık bir yapı anlamına geldiğini vurguladı.

Duvarın önündeki kapının geçiş bölümünün ise 1800-1900 yıl öncesine ait olduğunu, bunu da gün ışığına çıkaracaklarını ifade eden Öztepe, şöyle konuştu:

“Mimarinin dışında burada benim beklentim; tarihlendirmeye ya da bu alanın fonksiyonuyla ilgili küçük buluntuya rastlamak. Arkadaşlar onu araştırıyor. Başlangıçtan itibaren buradaki 11 yıllık kazı sistematiğinde bunu uyguladık. Kazıdığımız toprağı titizlikle eliyoruz. Bu elemeler sayesinde bu yıl da karşımıza çıktı, serçe parmağının tırnağı kadar küçük buluntular elekten kaçmıyor. Bu açıdan çalışmalar biraz ağır ilerliyor ama kesinlikle buluntu kaçırmadan, önemli ipuçlarına bilgi anlamında ulaşarak devam ediyoruz.”

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Prof. Dr. Öztepe, Alexandria Troas’ın 14’üncü yüzyılda tamamen terk edildiğini dile getirerek, çarşının giriş kapısının inşasından sonra insan aktivitesinin olmadığı 200-300 yıllık bir süreçten bahsedilebileceğini belirtti.

Sonrasında depremler, insanların tarla açması, birtakım faaliyetler için toprak taşıması, Roma’dan itibaren belirli bölgelerde yaşanan şiddetli depremler neticesinde yapıların fonksiyonunu yitirmesi nedeniyle doldurulması gibi bilgilere ulaştıklarına değinen Öztepe, şu ifadeleri kullandı:

“Altarı bulduğumuzda 7-8 metre aşağıya indik. Kazmaya başladığımızda kapının bulunduğu yer ile yürüme zemininin arasında birkaç metre var. Temeline kadar 4-4,5 metre indik. Bu bize çok büyük bir zorluk çıkarıyor ama işi başardıktan sonra da büyük bir avantaj. Ambalajından çıkarılmışçasına yapılar bozulmadan karşımıza çıkabiliyor. Arkeoloji sabır işi. Burada biraz daha sabretmek zorundayız. Sabrımızın karşılığını da alıyoruz. Bu çalışma bittiğinde burada güzel bir 3 boyutla ve arkeolojik anlamda da anlamlandırabileceğimiz, fonksiyon verebileceğimiz bir alan kazanacağız.”