28 Eylül 2020

EzineTürk

Haberin Doğru Adresi

Çanakkale Barosu, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü dolayısıyla yazılı bir basın açıklaması yayımladı.

Çanakkale Barosu İnsan Hakları Komisyonu tarafından yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Bugün İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin kabul edilişinin 70. yıl dönümü. İkinci dünya savaşındaki büyük yıkımın ertesinde, 1945 yılında Birleşmiş Milletler kurulmuş,10 Aralık 1948 yılında da İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi kabul edilmiştir. İnsan hakları ve özgürlükleri onurlu bir yaşamın vazgeçilmez ögeleridir. Bugün 71. yıl dönümünü kutladığımız bu anlamlı günde ülkemizdeki tablo özetle şöyledir:

Kadınlara ve çocuklara yönelik şiddet artarak devam etmektedir. Mevzuatta yapılan iyileştirmelere rağmen, hukuki ve idari uygulamalardaki eksiklikler şiddet mağduru kadınları korunmasız bırakmaya devam etmektedir. Geride bırakacağımız 2019 yılında da ne yazık ki, çocuklara yönelik şiddet ve cinsel istismar vakaları azalmış değildir. 2019 yılının ilk on ayında 440 kadın katledilmiştir. Rakamlar her yıl kadına yönelik şiddet eylemlerinin artarak devam ettiğini göstermektedir.

Ülkemizin iş kazalarındaki kötü sicili devam etmektedir. En temel insan haklarından olan doğru haber alma hakkı, basın özgürlüğüne dönük saldırılar nedeniyle ağır darbe almıştır. Yine, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı en çok ihlal edilen temel insan haklarından biri haline gelmiştir.

Geride bıraktığımız yılın en acı doğa talanını, çok yakınımızda, Kaz Dağları’nda gördük. Kanadalı Alamos Gold şirketinin Kirazlı bölgesinde maden arama faaliyeti sırasında bölgenin doğal yapısı ağır hasar görmüştür. Bakanlık her ne kadar kesilen ağaç sayısının 13.000 olduğunu belirtmişse de, ÇED raporuna göre bu sayı 45.000, bağımsız araştırmacıların ve TEMA Vakfının rakamlarına göre ise 195.000’dir.  Ülke kamuoyunun ve bölge halkının geniş tepkileri sayesinde bakanlık tarafından maden arama şirketinin ruhsatı yenilenmemişse de bölgede tehlike sürmekte, şirketler siyanürler altın arama faaliyetlerinden vazgeçmiş görünmemektedir.

Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Ancak tıpkı geçen yıl olduğu gibi bu yıl da insan haklarına ilişkin en yaygın ihlalin adil yargılanma hakkına dönük olduğunu görüyoruz. Ülkemizin AİHM önünde en çok mahkûm olduğu hak ihlallerinin başında, adil yargılanma hakkı gelmektedir. Anayasa Mahkemesi’ne yapılan bireysel başvurularda, mahkemenin hak ihlaline karar verdiği dosyaların %78’i adil yargılanma hakkına ilişkindir. TBMM’den geçen ve adına yargı paketi denen kimi yasal değişiklikler, adalete erişimin önündeki engelleri kaldıracak nitelikte değildir. Hali hazırda var olan düzenlemelerin birkaç ufak değişiklikle süslenmesinden ibarettir. Avukatların yargının kurucu erki olduğu gerçeği halen göz ardı edilmektedir. Toplumsal araştırmalara göre halkın yargıya güven endeksi oldukça azalmıştır.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen, hak arama mücadelesinde insan haklarından yana tavır alan ve bu yönde hak mücadelesi veren biz avukatlar ve Barolar bugün de aynı onurlu mücadelenin bir parçasıyız. Bu mücadele içinde diğer sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri ve demokratik platformlarla dayanışma içindeyiz. Bu dayanışmanın artarak sürmesini umuyoruz. Çanakkale Barosu’nun kurulduğu tarihten bugüne yürüttüğü temel hak ve özgürlük mücadelesini bundan sonra da kararlılıkla devam ettireceğini kamuoyunun bilgisine saygıyla sunarız.”