OKULÖNCESİ EĞİTİMİN ÖNEMİ VE OKULA UYUM SÜRECİ

Okul öncesi dönem beyin gelişiminin ve sinaptik bağlantıların kurulma oranının en yoğun ve hızlı yaşandığı dönemdir. Beyin gelişimi çocuğun bilişsel, dil, motor, sosyal ve duygusal gelişimi için güçlü bir zemin oluşturur. Bu nedenle çocuklar özellikle okul öncesi dönem olarak adlandırılan yaşamın ilk altı yılında çok hızlı büyürler ve bu gelişim alanlarında şaşırtıcı bir hızla yetkinleşirler.

Böylece çocuğun kendi potansiyelini gerçekleştirmesinin ve toplumun üretken bir bireyi olabilmesinin yolu açılmış olur.

Beyin okul öncesi dönem boyunca hızlı geliştiği için bu dönem, beynin çevresel etkilere en açık olduğu dönemdir. Bu kapsamda çevre, çocuğun gelişimini ve öğrenme motivasyonunu derinden etkiler. Çocuğun ne kadar keşfedebileceği, neler öğrenebileceği ve hangi hızla öğrenebileceği çocuğun çevresinin ne kadar destekleyici olduğuyla ve çocuğa ne gibi olanaklar sunulduğuyla yakından ilişkilidir.

Okul Öncesi Eğitim;

çocuğun bireysel özelliklerine uygun olarak; tüm gelişimlerini, toplumun kültürel değerleri doğrultusunda yönlendiren ,duygularının gelişimini ve algılama gücünü artırarak akıl yürütme sürecinde ona yardımcı olan ve yaratıcılığını pekiştiren,    onların; milli, manevi, ahlaki, kültürel ve insani değerlere bağlılığını geliştiren, kendini ifade etmesine, öz denetimlerini sağlayabilmesine ve   bağımsızlığını   kazanmasına olanak sağlayan;sistemli bir eğitim sürecidir.

Okul öncesi eğitiminin amaç ve görevleri, millî eğitimin genel amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak;

1- Çocukların beden, zihin ve duygu gelişimini ve iyi alışkanlıklar kazanmasını sağlamak,

2- Onları ilkokula hazırlamak,

3- Şartları elverişsiz çevrelerden ve ailelerden gelen çocuklar için ortak bir yetiştirme ortamı yaratmak,

4- Çocukların Türkçeyi doğru ve güzel konuşmalarını sağlamaktır.

Okul öncesi eğitimi kurumlarına devam eden çocukların zengin öğrenme deneyimleri aracılığıyla sağlıklı büyümelerini, bütün gelişim alanlarının desteklenerek en üst düzeye ulaşmasını, öz bakım becerilerini kazanmalarını ve temel eğitime hazır bulunmalarını sağlamak amacı ile Milli Eğitim Bakanlığı Temel Eğitim Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanmış  ve geliştirilmiş bir programdır.

Çocuk oyun aracılığıyla öğrenir, kendini ve içinde yaşadığı dünyayı oyunla tanır ve kendini en iyi oyun sırasında ifade eder, kritik düşünme becerilerini oyun içinde kazanır. Çocuğun dili oyundur; diğer bir deyişle oyun, çocuğun işidir. Öğretmen program akışında  kazanım ve göstergeleri ele alırken oyunun bir yöntem veya etkinlik olarak kullanılması özellikle dikkat eder. Oyun aracılığıyla öğrenme bu programın ve okul öncesi eğitiminin ayrılmaz parçasıdır.

Okulöncesi eğitimde Türkçe- Dil ,Sanat ,Drama ,Müzik ,Hareket, Oyun,Fenve Matematik ,OkumaYazmaya Hazırlık ve Alan Gezileri şeklinde eğitim etkinlikleri uygulanır. Bu etkinlikler yolu ile Psikomotor Becerileri,Sosyal Duygusal Becerileri,Bilişsel Alan Becerileri,Dil Becerileri,Özbakım Becerilerinin desteklenir ve geliştirilir.

 

Uyum Sürecini kolaylaştırmak için yapılabilecek çalışmalar:

Yeni bir sürece geçiş
Anaokuluna yeni başlayan çocuk için anaokulu, aile ile gerçekten ‘ilk kez ayrılma’ durumudur. Çocuk ilk kez ortak büyük bir yapıda bulunacak ve uyum sağlamaya çalışacaktır. Bu durum çocuk için kendi içerisinde yeni bir sürece geçiştir. Ancak şu unutulmamalıdır ki anaokulu okul öncesi eğitimin önemli bir parçasıdır ve orada çocuklara dili zenginleştirme, beraber yaşama, hareket etme ve bedeni ile kendisini ifade etme, dünyayı keşfetme, duyarlılık, hayal gücü, yaratıcılık olanakları gibi pek çok konuda eğitim verilmektedir.

Anaokuluna nasıl hazırlanmalı?
Psikolojik olarak hazır olmalı:Çocuklar anaokuluna psikolojik olarak büyük bir titizlikle hazırlanmalıdır. Öncelikle olarak yapılması gereken şey çocuğa büyüdüğünün ve yakında okula başlayacağının söylenmesidir.

Yeni şeyler öğreneceği söylenmeli: Orada yeni şeyler öğreneceğini, yeni arkadaşlarla tanışacağını ve oyun oynayacağını söylemek; şarkı söyleme, masal dinleme, yap-boz yapma, resim yapma, arabalarla oynama gibi etkinliklerde bulunacağını anlatmak ön hazırlığın temel parçalarından biridir.

Birlikte olamayacağınızı bilmeli: Çocuk, onunla birlikte orada kalamayacağınızın bilincinde olmalıdır. Bunu ona söylemek gerekir. Sabah veya öğle programına göre çocuğa: “Seni götürürken sana eşlik edeceğim”, “Biraz kalacağım”, “Anneler babalar gittiği zaman gideceğim ve öğlen(akşam) seni almaya geleceğim”, ya da x kişi seni almaya gelecek” gibi sözler söylemek ona güven verebilmek adına oldukça önemlidir.

Aktiviteler anlatılmalı: Bunun dışında ‘Öğretmeninle ve arkadaşlarınla aktiviteler yapacaksın”, “Yemek yiyeceksin” ve “Diğer arkadaşlarınla beraber dinleneceksin” , “Keyifli vakit geçireceksin” gibi sözler de onu rahatlatacaktır.

Bazı çocukların ağlayacağı anlatılmalı: Çocuğa annesinden ayrılmakta zorlanan çocukların bazen ağlayabileceği anlatılmalı, belki annelerinin onları almaya geleceklerini anlayamadıkları ya da unuttukları söylenmeli.

Anaokulu önceden ziyaret edilmeli: Anaokuluna önceden ziyaret, ona çevreyi gösterme ve öğretmeni ile tanışma fırsatıdır.

İlk gün birlikte kahvaltı edilmeli: Anaokulunun ilk günü aile ile birlikte televizyon vb. açmadan sakin bir kahvaltı yapmak ve rahatça hazırlanacak zaman ayarlamak önemlidir.

Onu güzel bir günün beklediği anlatılmalı: Çocuğa anaokulunda onu bekleyen güzel bir gün olduğunu ve neler yapabileceğini tekrar sayarak hatırlatın. Ona önceden okula gittiğiniz gün dikkatini çekmiş olan şeyleri hatırlatın(öğretmeni ile daha önce tanışmış ve belki küçük arkadaşlar edinmiş olabilir).

Çocuğunuzun anlatacaklarını beklediğinizi belirtin: Çocuğa yemek, uyku, oyun saatlerini bildiğinizi söyleyin ve sabırsızlıkla gününün nasıl geçtiğini anlatmasını bekleyeceğinizi belirtin.

Yapılmaması gerekenler:

-Gergin ve endişeli olursanız çocuk bunu hisseder. Mümkün olduğunca rahat olmaya çalışın.
-Çocuğa “Görüşmek üzere”, “ben gidiyorum” vb. açıklamalar olmaksızın okula bırakıp kaçar gibi çıkarsanız çocuk kendisini kaybolmuş ve bırakılmış hissedebilir.
-Okuldan döndüğünde onu konuşmaya zorlamayın ancak kendiliğinden anlatmaya başladığında ilginizi ve dikkatinizi ona verin.
-Çocuğu bıraktığınızda ağlamalar, bağırmalar yaşanabilir, bu durumda onu sakinleştirmelisiniz. Ancak her gün, tüm gün boyunca çocuğun yanında kalmayı seçtiğinizde çocuk okula alışamaz. Onu sakinleştirdikten sonra öğretmenine teslim etmelisiniz. Bu olmadığı ve tekrarlandığı takdirde çocuk tek başına baş etmeyi bilmeyen, bağımlı bir çocuk haline dönüşür ve bu durum onu güçsüz, kendine güvensiz hissettirir.
-Unutmamalısınız ki anaokuluna uyum zaman gerektiren bir süreçtir.