22 Ekim 2021

EzineTürk

Haberin Doğru Adresi

TOBB Çanakkale Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla farklı sektörlerdeki başarılı kadın sporcuların başarılarındaki sırları anlattıkları röportajları paylaştı.

Çanakkale Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi Başkanı Birce Bilici Şimşek, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla farklı sektörlerdeki kadın girişimciler ile röpotajlar yaparak, spor hayatında aktif roller üstlenmiş kadın girişimcileri ile bir araya geldiklerini belirterek, “Biz Çanakkale Kadın Girişimciler Kurulu İcra Komitesi olarak ülkemizde her alandaki kadın girişimci potansiyelinin nicelik ve nitelik bakımından geliştirilmesi ve daha donanımlı hale getirilmesi amacıyla yola çıktık. Bu amaç doğrultusunda görevlerimizi yerine getirmekle yükümlüyüz. Toplum olarak gelişip, büyümek ve arzu edilen medeniyet seviyesine ulaşmak istiyorsak, cinsiyet gözetmeksizin iş hayatında, siyasette, sosyal hayatta, sporda, sanatta aktif roller üstlenmeliyiz” dedi. 

Şimşek açıklamasında; “Atatürk’ün her konuda olduğu gibi, spor konusundaki görüşleri de çağdaş, günümüz şartlarıyla bağdaşan, kalıcı ve geçerli görüşlerdir. Atatürk, emanetinin yücelmesi ve gelişmiş batılı Ülkeler düzeyine ulaşabilmesi için genç kuşağın bedenen, ruhen, zihnen, fikren, ahlâken ve ilmen iyi yetiştirilmesi gerektiğine inanmıştır. Bu nedenle Atatürk, gençliğin “beden eğitimi ve spor” faaliyetlerine spora ve sporcuya büyük önem vermiştir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Atatürk, her alanda olduğu gibi sporda da bilim yolundan ayrılmamayı tavsiye ederken, sporun üzerinde ısrarla durmuş ve ona yeni bir benlik kazandırmıştır. “Müspet bilimlerin temellerine dayanan, güzel sanatları seven, fikir terbiyesinde olduğu kadar, beden terbiyesinde de kabiliyeti artmış ve yükselmiş olan erdemli, kuvvetli bir nesil yetiştirmek ana siyasetimizin açık dileğidir.” sözleriyle de bunu kanıtlamıştır.

Bu önemli günde Kurulumuz ile birlikte; Spor hayatında aktif roller üstlenmiş kadın girişimcilerimizle bir araya geldik. Çanakkale’mizin yetiştirdiği kıymetli sporcularımızın hayat hikayelerini sizlerle paylaşıyor, bu vesileyle Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün, milli mücadelenin en önemli günü olan 19 Mayıs 1919 ’u gençliğe armağan edişinin 102. yıl dönümünde başta Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere, bütün kahramanlarımızı minnet ve şükranla anıyoruz” dedi.

Birgül Erken, Sevilay Tozyılmaz, Büşra Atak ve Nehir Çakır isimli başarılı kadın sporcular ile yapılan röportajlar ise şöyle:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

BİRGÜL ERKEN

Trakya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun oldum, aynı üniversitede yüksek lisansımı tamamladım. Ayrıca Anadolu Üniversitesi’nde Fotoğrafçılık ve Kameramanlık Bölümü’nden de mezun oldum. 2010’dan beri Serbest Dalış’ ın farklı disiplinlerinde hem havuzda hem de denizde defalarca rekorlar kırdım.

2011 yılından bu yana Serbest Dalış branşında milli forma giymekteyim,.Dünya Şampiyonalarında üç kez bronz madalya bir kez gümüş madalya elde ederek Ülkemizin şanlı Bayrağını kürsüye taşıdım. Podyumda bayrağımızı dalgalandırmaya devam ediyorum, şimdiki hedefim dünya şampiyonu olmak.  Serbest dalışta bu başarıya ulaşan sayılı Türk kadınından biri olmanın yanı sıra Çanakkale’de “Birgül Erken Gençlik ve Spor Kulübü Derneği” Başkanlığını da yürütmekteyim. Bir kadın sporcu ve Çanakkale’mizde şu anda tek serbest dalış kulübü olarak gençlere el vermek üzere dünya çapında bir eğitmen statüsünde önemli bir projenin sahibi ve projenin yürütücülüğünü de üstlenmiş bulunmaktayım.  İçişleri Bakanlığı’nın ilgi ve desteği ile “Birgül Erken ile Edirne’den Kars’a Serbest Dalış Şampiyon Avı” adlı projemi Bakanlık projeleri arasında hayata geçirerek Anadolu’da 150 genç yeteneğe serbest dalış branşında eğitimler veren tek Türk kadın sporcu oldum. Bu projenin serbest dalış branşında Dünya’da da bir örneği daha bulunmamaktadır. Serbest dalış branşını tanıtmak ve gençleri kötü alışkanlıklardan korumak, ülkemizde farklı illerde fırsat eşitliği sunarak bir yetenek havuzu oluşturmak adına hayata geçirilen bu proje benim önemli hayallerimden biriydi. Bu projenin başarısı benim için en az kıracağım rekorlar kadar önemlidir. Aynı zamanda sualtı fotoğrafçılığı ve sualtı modelliği yapmaktayım. Stock fotoğrafçılığı ve sanatsal fotoğraf çalışmalarına da devam etmekteyim, Fotoğrafçılık konusunda çalışmalarımdan oluşturduğum sergi açtım.

Evli ve bir çocuk annesiyim, Çanakkale Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’nde Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenliği yapıyorum. İlk kez yarıştığım Almanya’nın Wisbaden kentinde 2011 yılında düzenlenen Dünya Şampiyonasında nefesini 4 dakika 30 saniye tutarak en iyi çıkış yapan sporcu seçildim. Kazan/ Rusya’da 2013 yılında Havuzda/ Hız Apnea branşında bronz madalya, Iscia/İtalya’ da Denizde/ Küp Apnea branşında bronz madalya kazandım. İtalya’da 2017 yılında düzenlenen Avrupa Şampiyonasında Milli Takım barajını aşarak Avrupa Şampiyonasına katılabilen tek Türk Kadın Sporcu oldum, Kaş/Antalya’ da 2017 yılında düzenlenen Ourdoor Avrupa Şampiyonasında gümüş madalya, 2018 yılında yine Kaş’ ta düzenlenen bir başka şampiyona olan Cma Outdoor Şampiyonasında 3. Sırada yer alarak  Bronz madalya kazandım.  Bunların yanı sıra 2017 yılında Bulgaristan’daki Sofya Kupasında Tek Türk Sporcu olarak tüm yarışmaları kazandım ve Bayanlar Kupasını elde ettim ertesi yıl Bulgaristan’da ikinci kez tüm branşlarda altın madalya kazandım ve Owerall Women kupasını kazandım. Sofya 2019 yılında  Owerall Kadın Kupası’ nı 3. kez kazanarak bu kupayı üst üste üç kez kazanan tek sporcu oldum. 2020 yılında Sharm el Shaikh -Mısır Outdoor Dünya Şampiyonasında 51 mt ile Aida Federasyonunda yine aynı yıl Dahab-Mısır_Aida indoor Dünya şampiyonasında 152 mt ile ulusal rekor kırdım. Ülkemizde çeşitli branşlarda çok sayıda Türkiye Şampiyonlukları, Türkiye Rekorları ve Guinnes rekorlarım bulunmaktadır.  

SEVİLAY TOZYILMAZ GİRGİN

21 Nisan 1990 yılında Muş’un Malazgirt ilçesinde doğdum. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Bölümü Yüksek Lisans Mezunuyum. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Ayvacık Meslek Yüksekokulu Yönetim ve Organizasyon Bölümü’ne bağlı Spor Yönetimi Programında Öğretim Görevlisi olarak görev yapmaktayım.

 Spor akademisinde okumak benim hep hayalimdi, çocukluğumdan beri çeşitli spor branşlarıyla ilgilendim; İlkokul yıllarımda atletizm, ortaokul ve lise yıllarımda voleybol oynadım. Spor yaparken kendimi hep mutlu hissettiğim için hayatımın her döneminde spor oldu diyebilirim, bunun yanı sıra kendimi hep akademisyen olarak hayal ettim. Üniversiteye başladığım 2009 yılından itibaren tenis sporuna ilgi duydum, üniversite yıllarımda çok çalışarak Türkiye Tenis Federasyonunun açtığı kurs, seminer ve turnuvaların neredeyse hepsini dışarıdan alıp donanımımı artırdım. Birçok ulasal turnuvada birinciliklerim var her ay bir turnuva oynayıp sıralamadaki puanımı yükseltiyorum, 2018 den beri 25+ kadınlar kategorisinde Türkiye puan sıralamasında birinciliğimi koruyorum, 2019 yılında 25+ kadınlar kategorisi Türkiye Şampiyonasında şampiyon, 2020 yılında ise 25+ kadınlar kategorisi Türkiye Şampiyonası finalist oldum.

Bu işin en sevdiğim yanı her zaman önümde gerçekleştirmek istediğim hedeflerimin olması. Bu durum beni hep heyecanlandırmıştır. Akademisyen olarak gençlere eğitim vermek mesleğimin en güzel yanı. Sadece bir akademisyen olarak değil bir antrenör ya da abla olarak da onlara sahip olduğum deneyimleri aktarmak, gençlere yardımcı olmak onlara hedefleri doğrultusunda yol göstermek işimin pozitif tarafı diyebilirim. Sporun içinde olmak ve sporla ilgili konularda söz sahibi olmak kendimi hep iyi hissettiriyor ayrıca tenis sporu insana pek çok deneyim kazandırıyor; Öncelikle kişiye sorumluluk almayı, mücadeleci bir yapıya bürünmeyi, hatalarından ders çıkarmayı ve daha pek çok olumlu şeyi kazandırır. Tenisin içinde reaksiyon, çabukluk, algı, hız, kondisyon, koordinasyon ve  kuvvet var. Bu tip özelikleri ne kadar geliştirebilirse kişi o kadar başarılı olabilir.

 Hayatın içinde sürekli gelişim var, tenis engin bir deniz; hiçbir zaman öğrenmek ve uygulamak bitmiyor. O yüzden şu an bulunduğum durum benim için yeterli değil. Milli takım hedefim var, onu da gerçekleştireceğim. Daha sonra da milli sporcular yetiştirerek gelişimime devam edeceğim. Hayat boyu sporun içinde oldum bundan sonrada sporu bırakmayacağım. Öncelikle ben bu sporu kadınlara çok yakıştırıyorum, kabuğunu kıran kadınların hayranıyım. Kendini geliştiren korkmayan ve mücadeleyi hiç bırakmayan kadınlar başarılı oluyor. O yüzden kadınlara ve bu sporu yapmak isteyenlere tavsiyem doğru bildiğiniz gerçeklerin peşinden gitmeyi hiç bırakmayın.

BÜŞRA ATAK

28 yaşındayım, Çanakkale’de doğdum hala Çanakkale’de yaşıyorum. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi Antrenörlük Bölümü mezunuyum 3. Kademe jimnastik,  2. kademe pilates antrenörüyüm.  Workandfit adında 2 tane pilates stüdyom bulunmakta ve ben orada antrenörlük yapmaktayım. Evliyim. Çok hareketli bir çocukluk yaşantım vardı; okula başladığım zaman beden eğitimi öğretmenlerim bu özelliğimi keşfedip beni çeşitli spor dallarına yönlendirip eğiterek okul ve kulüp takımlarında yer almama vesile olmuşlardı.

 Şu an yaptığım meslek bana yeni insanlarla tanışma fırsatı sunmasının yanı sıra onlarla bağ kurmamı da sağlıyor.  Bu mesleğimin en güzel yanı, ayrıca bağ kurduğum bu insanların fiziki ve ruhsal olarak değişimini an ve an gözlemlemek, sürekli devam eden bir eğitimin içinde olmak kendini geliştirmek bu mesleğin bende hissettirdiği güzel duyguların başında geliyor.

Sporculuktan gelmem spor yapmayı sevmem bu mesleği yapmamın en büyük sebebi, ayrıca yaptığım işin karakterimle örtüşüyor oluşu, disiplin gerektirmesi her zaman enerji dolu  ve başarılı olma duygusunun yanı sıra, kazanma isteği, birilerine yardım edebilme duygusu da bu sporun olumlu yanlarının başında gelmektedir. Sonuç olarak hepsi sporun içinde olan şeyler ve bunlar antrenörlüğü sevmemin sebeplerini oluşturmaktadır.

Sporun her branşına göre gerekli fiziksel özellikler farklılık gösterir. Sporun içinden gelmek bu mesleği yapmakta bana büyük bir avantaj sağladı. Pilates eğitmeni olmak isteyen kişilerin fiziki yeterlilikleri tabi ki hareketsiz bir yaşam tarzını benimseyen bireylerden daha iyi olması gerekir ayrıca spesifik olarak esneklik, koordinasyon ve kuvvet becerileri gelişmiş olmalı, bunların yanı sıra eğitime ve öğrenmeye açık olmaları gerekiyor.

Antrenör olmak istiyorsanız önce kendi bedeninizi ve zihninizi yönetmelisiniz, insan ilişkilerinizin gelişmiş olması gerekmekte bunu sağlamak için sürekli eğitimlere katılıp kendinizi geliştirmelisiniz, disiplinli ve istikrarlı biriyseniz ayrıca spor yapmayı seviyorsanız ve insanlara yardım etmekten keyif alıyorsanız antrenörlük sizin için doğru bir meslek olabilir. Bu mesleği öneririm ama çok fazla donanım gerektirmekte bunun da bilinmesi gerekmektedir.

Şu an Çanakkale’ de 2 stüdyom var bir çok kişi için yeterli olabilir ama iyi bir marka olmak için daha fazlası gerekmekte; daha fazla eğitim almak, eğitmen yetiştirmek uluslar arası bir antrenör olmak gerekiyor. Ben mesleğimde ve spor sektöründe eğitimci yanımla daha fazla ön plana çıkmak ve  anılmak çok isterim.

Her bireyin hayatında spor olmalı hangi yaşta hangi bedende başladığınız önemli değil bedeniniz ve ruhunuza yatırım yapmalısınız kötü alışkanlıklardan, hastalıklardan, sakatlanmalardan ya da depresyondan korunmak için kendinizi önemsemek için spor yapmalısınız.

NEHİR ÇAKIR

1986 Çanakkale/Kilitbahir doğumluyum. Çanakkale Onsekiz Mart üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümü’nden mezun oldum. Sporculuk hayatıma okul dönemi ve sonrasında da devam ederek Milli Sporculuğa kadar yükseldim. Çeşitli alanlarda birçok derecelerim bulunmaktadır. Yaşadığım bir sakatlık sonrasında spora ara vermek zorunda kaldım ve yüzme antrenörü olarak alanımda devam ettim. Sporcularımızın başarılarından  dolayı Milli Takım Antrenörü olarak Türkiye Yüzme Federasyonunda görevler aldım. Halen Çanakkale Belediye Spor Yüzme Antrenörüyüm ve Türkiye Yüzme Federasyonu Açık Su Yüzme Teknik Kurulunda görev yapmaktayım. Bunun yanı sıra  aynı zamanda Federasyonun 11-12 Yaş Projesi’nin sorumlu antrenörlerindenim.

Yüzme sporu ailem ve çevremin desteğiyle ben kendimi bildiğimden beri hayatımın hep içindeydi.  Suyun içinde olmak bana kendimi huzurlu ve özgür hissettirirdi. Bu nedenle şu an çalıştığım ortamda da hiç bir zaman kendimi işe gidiyor gibi değil tutkuyla bağlandığım bir ortamın parçası gibi hissediyorum. Sporcularım da gözlemlediğim psikolojik ve fizyolojik değişim ve gelişimler onların hayatlarında doğru dokunuşlarla yer almak bana bir kez daha ne kadar doğru bir yerde ve alanda olduğumu hissettiriyor. Sporun hayatın olmazsa olmaz bir parçası yüzmenin ise bir tutku olduğuna inananlardanım.

Antrenör olarak sporcular bizleri rol model alıyorlar. Kendimize iyi bakmamız, sürekli değişime ve gelişime açık olarak her gün kendimizi bir adım daha ileri taşımamız ve bu vesile ile sporcularımızı da cesaretlendirmeliyiz. Yaptığımız sporun en değerli unsurlarından biri disiplindir; bunun içinde uyku düzeni, sağlıklı beslenme, antrenman devamlılığı, psikososyal çevre ve uyum büyük önem taşır. Bu disipline oluşum tüm hayatımıza yansır, örnek vermek gerekirse; yüzme sporunda başarılı olan sporcularımın neredeyse tamamı okul hayatındaki başarısı ile doğru orantılı ilerlemektedir.

Bu mesleği yapacak olan kişiler öncelikle bunu iş olarak görmeden hayatlarının bir parçası olarak kabul etmeli ve çok sevmeli. Yüzme antrenörleri antrenman metodolojisini iyi bilen ve sürekli bildiklerini yenileyebilen, iletişimi çok güçlü, yeri geldiği zaman sporcunun psikolojisini iyi anlayıp aynı duyguları hissedip çözüm üretebilen, araştırmacı, gelişime açık, algıları yüksek, iyi bir planlama gücüne sahip olmalıdır, çünkü biz sadece antrenman yapmıyoruz sporcularımızın hayatlarını planlıyoruz. Benim bir yüzme antrenörü olarak her sporcum için ayrı ayrı hedeflerim mevcuttur. Bunun yanı sıra kulüp olarak hedeflerimiz olduğu gibi bireysel antrenör olarak ta hedeflerimiz bulunmaktadır. Tüm bunların arka planında yüzme camiasının bir parçası olarak en büyük hedefimiz ülkemizin şanlı bayrağını yüzme branşında en tepeye taşıyabilmektir. Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi; Türk gençliği, sağlıklı yetişip spor yaparsa Ulusumuzun geleceği güvence altındadır.

GÜLŞAH ŞAHİN

1975 yılında Ordu’da doğdum. Sporsever ve sporcu büyüklerimin olduğu bir aileden geliyorum. İlkokul yıllarında, Orduspor Kulübünde Basketbol branşı ile spor yaşantım başladı. Annem, babam ve Beden Eğitimi Öğretmenlerimin spora başlamamda büyük katkıları oldu. Antalya’ya taşınmamız sonrası, Hentbol takımı ile sporculuk yaşantım devam etti. 1991 yılında takım arkadaşım ile birlikte Antalya’da Hentbol branşında yılın sporcuları olarak yer aldık. Türkiye Şampiyonalarında ve Hentbol Bayanlar 1.Liginde uzun yıllar Hentbol oynadım.  1992 yılında Marmara Üniversitesi, Atatürk Eğitim Fakültesi, Beden Eğitimi ve Spor Öğretmenliği Bölümünde Üniversite Eğitimine başladım. İstanbul’da öğrencilik ve Antalya’da lig oyuncusu olarak sporculuk yaşantım devam etti. İstanbul ve Ankara Hentbol Spor Kulüplerinden transfer teklifleri alıyordum, ama Antalya’da takımımı bırakmak istemedim. İstanbul’da olduğum sürece, antrenmanlarımı birlikte yaptığım ve her zaman büyük bir saygı duyduğum Sayın Hocam Prof. Dr. Sedat MURATLI ile Antalya’da hentbol yaşantıma, aynı zamanda Üniversite öğrenimime devam edebileceğimi ve bu kararımın benim için daha iyi olacağına yönelik bir konuşma yaptık. 1993 yılında tekrar sınava girerek, birinci sınıfı tekrar okudum. Öğrencilik dönemi yoğun antrenmanlar, maçlar ve üniversite öğrenimi ile geçti. Akşam 8:30 de evde oluyordum. Sabah tekrar okul ve devamında antrenman, annem, bazı akşamlar yemek yemeden uykuya daldığım zamanlar olduğunu hatırlatır bana. Akdeniz Üniversitesi BESYO’nun 1997 yılında ilk mezunları arasında, Beden Eğitimi Öğretmeni olarak mezun oldum. Akdeniz Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü Beden Eğitimi ve Spor Öğretimi Anabilim Dalının açmış olduğu Yüksek Lisans sınavını kazandım. Birincilikle kazandığım bu programın devamında açılmış olan Enstitü kadrosuna atandım ve Araştırma Görevlisi olarak göreve başladım. Akademik yaşantı, sabit bir yaşantı gerektirdiği için, aktif sporculuk yaşantımı tamamlamış oldum. Yüksek lisans eğitimimi 2001 yılında tamamladım aynı yıl evlendim ve 2003 yılında kızım dünyaya geldi.  Doktora eğitimimi 2008 yılında Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Spor Bilimleri Anabilim Dalı’nda tamamladım. 2009 yılına kadar Akdeniz Üniversitesinde çalıştım.

2009 yılında Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Antrenörlük Eğitimi Bölümü’nde akademik çalışma hayatına devam etme kararı aldım. Bu kararımda çok saygı duyduğum, Sayın Hocam Prof. Dr. M. Kamil ÖZER’ in etkisi oldu. YÖK bursu ile 2011 yılında Indiana Üniversitesi’ ne  ziyaretçi Öğretim Elemanı olarak, 2016 yılında ortak araştırmacı olarak Central Oklahoma Üniversitesinde bulundum. Doçent unvanını 2018 yılında aldım.

Bana göre, bu mesleğin en zor ama yapılabilecek yanlarından birisi de evde anne olmak, okulda Hoca olmak ve akşam olunca akademik çalışmalara devam etmek zorunda olmaktı.  Kızım her zaman önceliğim oldu, fakat çalışmalarıma devam ettim. Mesleğimin en çok sevdiğim yanı, çalışma alanımla ilgili okumaya, araştırmaya ve öğrenmeye teşvik etmesi, yani beni geliştiren bir meslek olmasıdır. En zor yanı ise, hem fiziksel hem de zihinsel olarak sürekli yüksek bir tempoda olmak zorunda olmanızdır. Ancak, sizin de iyi bildiğiniz gibi, hem fiziksel hem de zihinsel hareketlilik olması da, bizi daha zinde tutuyor. Sporculuğu sonlandırdım ama tempomu hiç azaltmadım. Performans sporu yanında, yüksek lisans tezi, doktora tezi ve bilimsel çalışmalarımın birçoğu yaşlı bireylerde fiziksel aktivite, egzersizin etkileri ve faydaları ile ilgili konular ile ilgili olmaktadır. Şu anda da bu alanda çalışmalarıma devam ediyorum. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi, Spor Bilimleri Fakültesi, Antrenörlük Eğitimi Bölümü öğretim üyesiyim. Sağlıklı ve Aktif Yaşlanma Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü görevini yürütmekteyim.