30 Eylül 2022

EzineTürk

Haberin Doğru Adresi

CUMHURİYET MEYDANINDAN YÜKSELEN SES ; “İRFAN MUTLUAY MESELESİ TÜRKİYE MESELESİ, İKTİDARIN TALANINA, YAĞMASINA DİRENENLERİN MÜCADELESİDİR”

Çanakkale Belediye Başkan Yardımcısı M. İrfan Mutluay, geçtiğimiz günlerde Çanakkale Belediyesi Sokak Hayvanları Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi’nde yaşanan olayların ardından 1 Nisan 2022 günü Çanakkale Valiliği’nin kararıyla görevinden uzaklaştırılmıştı.

Yaşanan bu olayın ardından Mutluay’a destekler çığ gibi büyürken, ilk olarak CHP İl Binasında Belediye Başkanı Ülgür Gökhan, İl Başkanı Metin Ümit Ural ve Belediye Meclis Üyeleri, İl ve İlçe yöneticileri, İl Kadın ve Gençlik Kolları ile partililerin katıldığı bir basın açıklaması düzenlenmiş, yapılan bu uygulamanın hukuka aykırı olduğu belirtilerek Mutluay’a destek verilmişti.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

7 Nisan Perşembe günü saat 13.00’te ise geniş katılımlı bir basın açıklaması gerçekleştirildi. Çanakkale Cumhuriyet Meydanında düzenlenen ortak  ve kitlesel düzenlenen basın açıklamasına, CHP Bursa Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi Orhan Sarıbal, Meclis Üyesi Doç. Dr. Gökhan Günaydın, Çanakkale Belediye Başkanı Ülgür Gökhan ve yardımcıları, CHP İl Başkanı Metin Ümit Ural,  İlçe Belediye Başkanları, Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Baki Remzi Suiçmez, Tarım Orman-İş Sendikası Genel Başkanı Şükrü Durmuş, yanı sıra Ziraat Mühendisleri Odası, İDA Dayanışma Derneği, Veteriner Hekimler Odası, Çanakkale Tabip Odası, DİSK, KESK, Birleşik Kamu İş, Tarım Orman İş, Türkiye Orman Derneği, Pir Sultan Abdal Derneği, DİSK Emekli Sen, Tüm Emekli Sen üyeleri, CHP’li parti üyeleri ve vatandaşlar destek verdi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Basın açıklamasında ilk olarak Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Baki Remzi Suiçmez konuşma yaptı. Suiçmez konuşmasında ;

“Mutluay Doğaya Sahip Çıkma Konusunda Hep Aramızdaydı, Yanımızdaydı, Bizimleydi”

Çanakkale Belediyesi Başkan Yardımcısı Mehmet İrfan Mutluay, Çanakkale Belediyesi Hayvan Bakım Tedavi ve Rehabilitasyon Merkezi’nde meydana gelen ve kamuoyuna yansıyan bir olayı soruşturmak için İçişleri Bakanlığınca görevlendirilen Mülkiye Başmüfettişleri tarafından acele ile haksız yere görevden uzaklaştırılmıştır. Bugün bizler burada gerçekler ortaya çıksın diye, yanlış ve haksız dayatmalar kabul görmesin diye, hukuk devleti kuralları işlesin diye buluştuk. Çanakkale Emek ve Demokrasi Güçleri bileşenleri ile birlikte, aramızda bulunan örgütlerle birlikte düzenlediğimiz ortak kitlesel basın açıklamasında, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği’ne bağlı Odalar adına Ziraat Mühendisleri Odası olarak, Çanakkale Cumhuriyet Meydanından ülkemize, yurttaşlarımıza, siyasi karar vericilere yüksek sesle gerçekleri haykırıyoruz. Tüm yurttaşlarımızca bilinmelidir ki, görülmelidir ki,siyasi, zorlama bir soruşturma ile haksız yere görevden açığa alınan Çanakkale Belediyesi Başkan Yardımcısı, meslektaşımız, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası’nın değerli üyesi Ziraat Mühendisi İrfan Mutluay yalnız değildir. Bizler, İrfan Mutluay’ın yanındayız

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İzninizle Mehmet İrfan Mutluay kimdir. Kısaca sizlerle paylaşmak istiyorum. Ziraat Mühendisi olarak, tarımsal altyapı ve sulama projelerinde proje ve kontrol mühendisi olarak, 2005 yılında kapatılan Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü ve sonrasında İl Özel İdaresi bünyesinde, 29 yıl boyunca başarıyla tarıma, kırsala, çiftçiye, bu ülkeye hizmet etmiş bir kamu emekçisidir. İrfan Mutluay, örgütlü mücadele ile hep birlikte hakların alınacağa inanmış, bu konuda ödünsüz mücadele vermiş bir dava insanıdır. Uzun yıllar TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Çanakkale Şube Yönetim Kurulu üyeliğinde bulunmuş, 2. Başkan olarak görev almıştır. Halen odamızın Genel Kurul delegesidir. Odamızın ilkeleri doğrultusunda Çanakkale yerelinde ve ülke genelinde mücadele etmeye devam etmektedir. Zor dönemlerde Türk Mühendis Mimar Odaları Birliği İl Koordinasyon Kurulu (İKK) Sekreterliği görevini yürütmüştür.Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’na (KESK) bağlı sendikalarda yöneticilik ve temsilcilik yapmıştır. Uzun yıllar sivil toplum örgütlerinde çevre mücadelesinin içinde aktif olarak yer almış, Çevre Platformu’nun Yürütme Kurulu üyeliğinde bulunmuş, İDA Dayanışma Derneği’nin kurucu üyesidir. Kaz Dağlarındaki altın, gümüş, bakır kökenli vahşi madencilik, sömürge madenciliği ve kömürlü termik santrallerinyoğun baskısı altında nefes alamazken, ekosistemi tahrip eden, ormanlarımızı yok eden, çevreye onarılamaz zararlar veren bu rantçı anlayış, ülkemizin geleceği açısından büyük tehdit oluşturmaktadır. Yaşadığımız bu yağma düzeni içinde bize umut veren şey ise, doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine kadar ülkenin her yerindeki geniş halk kesimlerinin doğaya sahip çıkma konusundaki gayretidir. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

28 Eylül 2019’da TMMOB Danışma Kurulu olarak Kaz Dağları’nın, Kirazlı’nın, Çanakkale’nin efkârına ortak olmak, yarasına merhem olmak için Türkiye’nin dört bir yanından gelen Danışma Kurulu üyelerimizle Çanakkale’deydik. Kaz dağlarındaydık. İrfan Mutluay aramızdaydı, yanımızdaydı. “Kirazlı’da kesilen yüz binlerce ağaç sadece büyük bir çevre felaketinin değil, bu ülkeye yapılan büyük bir ihanetin de göstergesidir. Bu ihaneti yapanlardan hesabı halk soracaktır.” demiştik. Kaz Dağları talanına karşı en ön saflarda karşı durmuş, “Su ve Vicdan Nöbeti”ni örgütlemiş, İrfan Mutluay, aramızdaydı, yanımızdaydı, önümüzdeydi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yaşamı savunmak, yaşama hakkımıza sahip çıkmak adına tüm zorluklara karşı direnen güzel cesur insanlara, Şube Başkanımız Hicri Nalbant’a, İrfan Mutluay’a, Odamız bünyesinde bu mücadeleyi veren tüm meslektaşlarımıza selam olsun. Bilinmelidir ki Kaz Dağları’nı yok etme girişimlerine karşı, üst birliğimiz TMMOB ve ZMO Çanakkale Şubemiz başta olmak üzere tüm ZMO Örgütümüzce gerekli hukuki ve toplumsal mücadeleye devam edilecek, süreç titizlikle takip edilecektir. Yine TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası, Çanakkale’de de, ülke düzeyinde de siyasi iktidara biat edenlerin tüm baskılarına karşı  bugüne kadar olduğu gibi, son genel kurul seçimlerde de görüldüğü üzere üyeleriyle birlikte Ziraat Mühendisleri Odası’nın örgütsel bağımsızlığını korumaya devam edecektir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İrfan Mutluay, yerel yönetimdeki görevinde başarılı hizmetler vermeye devam ederken, üreticiden tüketiciye kooperatif örgütlenmesini desteklemiş, temiz ve yenilenebilir enerji kaynaklarını gündeme getirmiş, ÇED süreçlerinde Halkın Katılımı Toplantılarında çevreden yana itirazlarını dile getirmiştir. Meslektaşımızın toplumsal mücadelesindeki başarısı, çevre mücadelesindeki başarısı, birilerini çok kızdırmış olmalı ki, anlamakta zorlandığımız bir gerekçe ile yerel yönetimdeki idari görevinden uzaklaştırma talimatı uygulamaya sokulmuştur. Bilinmelidir ki; Haksız görevden uzaklaştırma gerekçeleri, hukuken geçersizdir, toplumsal olarak geçersizdir, kamu vicdanını zedelemiştir. Kamu da görev yapan herkes tarafından bilinen, görevden uzaklaştırma teklifinde bulunan Mülkiye Müfettişleri tarafından çok iyi bilindiği üzere; görevden uzaklaştırma, ilgili personelin yürütmekte olduğu görevin yürütülen soruşturmayı etkileyeceği yönünde açık ve güçlü bir ihtimal bulunması halinde uygulanabilecek bir idari işlemdir.5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve ilgili Yönetmelikte olmayan hükümlerle zorlama soruşturma açılmasının hukuki dayanağı yoktur. Tüm deliller toplanmıştır. “Delil karartma” bahanesinin “soruşturmanın selameti” açıklamasının yaşanan olayda bir karşılığı yoktur. Açılan soruşturma hukuki değil, siyasidir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Ülkemizin çeşitli yerlerinde sokak hayvanlarına yönelik yaşanan vahşetlere sessiz kalınırken, Çanakkale özelinde yaşanan olayın içeriğini göz ardı ederek acele ile görevlendirilen ve çok hızlı karar veren Mülkiye Müfettişlerinin yazılı sorularının gerçekte karşılığı yoktur, mevzuatta karşılığı yoktur, aldıkları çok hızlı karar gerçeği yansıtmamaktadır.Toplum çıkarını, kamu yararını, doğayı, çevreyi, hayvanı, insanı seven bir insan, birilerinin çıkarına dokundu diye, böylesi zorlama bir gerekçe ile görevden alınabiliyorsa;Demokrasiyi yok etmeye çalışanlar, doğayı talan edenler bilsin ki, İrfan Mutluay, kamu yararı, toplum çıkarı, doğa, çevre, hayvan, insan, emek mücadelesine devam ediyor, dik durmaya devam ediyor, halâ.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bizler, biliyoruz ki, Çanakkale, direndi, direnecek. Bizler, biliyoruz ki, onurlu güzel özgür insanlar direndi direnecek. İrfan Mutluay yalnız değildir.Bizler İrfan Mutluay’ın yanındayız, çalışma arkadaşlarının yanındayız. Can dostları sahipsiz bırakmamak adına kısırlaştırma, aşı, tedavi, beslenme ve barınma gibi yükümlülükleri yerine getirmek, onları aç ve açıkta bırakmamanın karşılığı sipariş soruşturma açmak değil, İrfan Mutluay ve çalışma arkadaşlarına teşekkür etmek olmalıdır. Başarılı yerel yöneticileri siyasi amaçlarla itibarsızlaştırmaya çalışma çabalarına, zorlama soruşturmalarla kamuoyunu yanıltma çabalarına ve hatta hukuku zorlayarak kayyum atama çabalarına son verilmelidir. Anlamakta zorlandığımız soruşturmanın ivedilikle sonuçlanmasını ve başarılı meslektaşımız İrfan Mutluay’ın Belediye Başkan Yardımcısı görevine derhal iadesini istiyoruz. Gelecek güzel günlere olan umut ve inançla hepinizi dostlukla selamlıyoruz” dedi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Daha sonra söz alan Tarım Orman-İş Sendikası Genel Başkanı Şükrü Durmuş ise konuşmasında ;

” Bu ülkeyi yönetenler ya da İrfan Mutluay’ı yargılayanlar bir kez olsun kendi vicdanına danışmalıdır”

“Değerli dostlar bu meydanda İrfan Mutluay önderliğinde onlaca eylem yaptık. Niyetimiz doğamıza, yaşam alanlarımıza sahip çıkmak. Bu topraklar çok zulüm gördü. Ta 97 yıl önce bu ülke insanları Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde dünyanın en büyük anti emperyalist savaşını vermiş ve bu toprakları bize bahşetmiştir. Ama ülkemizde yürütülen emperyal politikalar ve kapitalist anlayış, doğamıza, yaşam alanlarımıza ve geleceğimizi yok etme adına bu toprakları özellikle seçmiştir. Şuanda  Çanakkale’nin yüzölçümünün % 67’si ne yazık ki çok uluslu şirketlerin maden ruhsatı içerisindedir. Biz burada toplanırken buraları koruması gereken, kendimde 44 yıllık ormancıyım, Orman Bölge Müdürü şuanda finansını çok uluslu şirketlerin yaptığı yani altın madeni şirketlerinin finanse ettiği Amerika gezisindedir.  Ve çok acıdır, bu topraklarda İrfan Mutluay’ın seçilmesi tesadüf değildir. Uydurulan gerekçe son derece yanlış ve aldatmaca doludur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bunu biliyoruz. Çükü yine söylüyorum bizim ormancılıkta bir söylem vardır. “Ağaç baltaya seslenmiş ne yazık ki sapın benden diye.” Çanakkale’nin 2022 yılı orman üretimi 850 bin metreküp ama sayın bölge müdürü yetkilileri toplayarak 1 buçuk milyon metreküp üreteceğiz dedi. Burada olay şudur. Burada çok daha alan maden şirketlerine peşkeş çekilecek yani yıllarca İrfan Mutluay ve onun mücadele arkadaşlarının yürüttüğü doğaya sahip çıkma ve koruma daha büyük saldırılarla karşı karşıya kalınıyor. Yani bu bir projenin başlangıcıdır. İrfan Mutluay benim 32 yıllık mücadele arkadaşımdır. Gerek sendikal mücadelede, gerekse doğanın korunmasına yönelik mücadelede. Bu anlamıyla en büyük mahkeme insanın vicdanıdır. Bu ülkeyi yönetenler ya da İrfan Mutluay’ı yargılayanlar bir kez olsun kendi vicdanına danışmalıdır diye düşünüyorum. Evet İrfan Mutluay ve bizler doğamıza, yaşam alanlarımıza sonuna kadar sahip çıkacağız. Asla bu haksızlığın karşısında susmayacağız. Haklı insan güçlü insandır. Güçlü biziz diyorum. İrfan Mutluay yalnız değildir diyor hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum” dedi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

CHP Bursa Milletvekili ve Parti Meclisi Üyesi, Ziraat Mühendisleri Odası Üyesi Orhan Sarıbal yaptığı konuşmasında;

“Değerli dostlar, Çanakkale’nin yürekli insanları, buraya toplanıp kral çıplak. Burada hukuki bir mesele yok siyasi bir mesele var diyen,  İktidarın ısrarla CHP’li belediyeleri yıpratmak için göstermiş olduğu çabaya direnen,  iktidarın zulmüne baş kaldıran ve bütünüyle bu ülkedeki yoksulluğu, fakirliği, ezikliği çok net bir şekilde gören, iktidarı bunları görmemezlikten gelmesini de gören, iktidarın bütün bunları bir kenara koyup, acaba CHP’li Belediyelere nasıl zarar veririm diye düşünüp, çalışıp, gecenin bir vakti  onurlu yürekli bir belediye başkan yardımcısını sudan bahanelerle görevden aldığına itiraz eden siz değerli dostlar sizleri dostluk ve dayanışma duygularımla selamlıyorum. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Değerli dostlar, söylendi bu dava bir hukuk davası değildir. Bu dava tamamen politik ve siyasidir. Çünkü eğer bu davada hukuki bir mesele olsaydı bu süreçte hukuki bir durum olsaydı hukuka baktığınızda, yargıya baktığınızda karşılığını bulurdunuz. Ortada bir karşılık yok. Kaldı ki, hukuğun askıya alındığı, adalet saylarının içinin boşaltıldığı, savcıların ve hakimlerin sadece saraydaki kişinin ne dediğine göre karar verdiği bir düzende siz hukuktan, siz adaletten bahsedebilir misiniz? Elbette edemeyiz.  Ne yazık ki Cumhuriyetin Valisi olması gereken binaların içindeki vatandaşlar eğer saray göre hareket ediyorlarsa, gecenin bir yarısı yarım saat önce tebligat yapıp, yarım saat sonra sosyal medya alanlarında reklama ve medya algısına dönüştürdükleri bir görevden alma sürecini gördüğümüzde ortada bir Valilikten ortada bir Cumhuriyetin Valiliğinden bahsedebilir miyiz? Elbette edemeyiz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“İrfan Mutluay Meselesi Türkiye Meselesi, İktidarın Talanına, Yağmasına Direnenlerin Mücadelesidir”

Bütün bunları görüyoruz ve biliyoruz. Gördük, sizlerde gördünüz bizlerde gördük. Şunu çok net yapmaya çalışıyorlar. İrfan Mutluay’ı kendi nezdinde cezalandırarak, onun gibi düşünen, onun gibi direnen, onun gibi dik duran bütün herkesi  korkutmak, terbiye etmek, baskı kurarak, açık bir şekilde tehdit etmekteler. Yani Çanakkale’ye ve Çanakkale’liere ve onun gibi düşünenlere aynen şunu söylüyorlar. Susun, konuşmayın, biz ne dersek onu yapın, biz ne dersek doğrudur. Onun dışında doğru yoktur. Çünkü biz egemeniz. Çünkü biz otoriteriz. Çünkü biz ne dersek o olur. Ve buna karşı direnen bir ekip var. Buna karşı direnen kral çıplak diyen bir anlayış var. O yüzden İrfan Mutluay meselesi İrfan Murtluay meselesi değildir. Demokrasi meselesidir. Yürek meselesidir. Direnme meselesidir. Çanakkale’lilerin meselesidir. Hepimizin meselesidir. Türkiye’nin meselesidir. Orman meselesidir. Açık bir şekilde iktidarın talanına, yağmasına direnenlerin mücadelesidir. O yüzden buradayız. O yüzden birlikteyiz.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“Çok Net Söylüyoruz Kral Çıplak Diyoruz”

Elbette İrfan Mutluay yalnız değildir. Bunu biliyoruz ama bu yetmez, Bunun çok açık bir şekilde siyasi bir linç, bir siyasi operasyon, bir siyasi tehdit olduğunu görmek zorundayız.  Neyle, Valilik aracılığıyla, İçİşleri Bakanlığı aracılığıyla. O müfettişleri bir inceleyin. Nereden gelmişler, kim bunlar. Nasıl bir eğitim almışlar, nasıl bir öreke almışlar. Daha önceki görevleri nelerdi açıp bakın. Merak edip baktık. N olduklarını görüyoruz. Adrese teslim açık bir şekilde İrfan Mutluay’ı cezalandırmak elbette ellerinde. Ama bilmedikleri bir şey var. Aslında Çanakkale Belediyesini, aslında Çanakkale’lieri, aslında ormana direnen, madencilere direnen, çayır meraya direnen, çevreye direnen bu kitleleri sindirme operasyonudur. Çok net söylüyoruz. Kral Çıplak diyoruz. Ne yaparsanız yapın İrfan Mutluay’ı irtibatsızlaştırmazsınız. Değerli dostlar Cumhuriyet Meydanında çok net en yüksek seste söyleyeceğiz. Faşizme karşı demokrasi, baskıya zulme karşı emeği, bütün baskılara rağmen özgürlüğü savunacağız ve elbette İrfan Mutluay şiarımız olacaktır. Onun   mücadelesi bizim mücadelemizdir. Kurtuluş yok Tek Başına, ya hep beraber, ya hiç birimiz, İrfan Mutluay görevine derhal geri gelmelidir” dedi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“20 YILLLIK KARANLIK BİR TÜNELİN İÇİNDEN ÇIKMAMIZA AZ KALDI”

Meclis Üyesi Doç. Dr. Gökhan Günaydın ise konuşmasında “ Hafızam beni yanıltmıyorsa 15 yıl önce biz yine bu meydandaydık. Bu kezde 15 yıl önce Hicri Nalbant dostumuza karşı yapılmış bir saldırıyı karşı her beraber olacağımızı göstermek için buradaydık. O 15 yıldan bu yana mücadele sürüyor. O gün nasıl ki Hicri Nalbant’ın şahsına yapılan bir saldırı değildiyse bugünkü saldırıda yalnızca İrfan Mutluay’ın şahsiyetine yönelik bir saldırı değildir. Ben bir hukuk adamıyım.  farkındaysanız seçtiğim sözcük saldırıdır.  Ama onlar bunu şöyle açıklayacaklar. Anayasada idari vesayet yetkisi var, merkezi hükümet yerel yönetimleri denetler, soruşturma yapar.  Soruşturma sonrasında eğer bir kusur bulursa bunu kavuşturmaya evrilmesi için gerekli gerekli işlemleri yürütür. Yine gerekli görürse soruşturmanın selameti açısından görevden alma faaliyetini yapar. Bunların hepsini biliyoruz.  Ben kitabın ortasından konuşayım. Bu faaliyetin başında Süleyman Soylu varsa hiçbir yerinde hukuk yoktur. Bu kadar açık söylüyorum. Tabi bu temel söyleme karşın yinede ortaya koydukları savaları karşılamak lazım. Arkadaşlar söz konusu olan yasaklı ırkların istenmeyen bir kavgasıdır. Kimse bunu istemez. Ama bazen her türlü önlemi alsanız da engelleyemezsiniz  . Ben şunu biliyorum. İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Çanakkale Belediyesi başta hayvanların kısırlaştırılması ve sıkıntılı, tehlikeli ve önemli ameliyatların yapılması konusunda bir protokol imzaladılar. İş birliği içerisinde çalışıyorlar. Bu hayvan refahı ve hayvanların hakları konusunda Çanakkale Belediyesi’nin duyarlılığını gösteriyor. Biz birlikte çalışıyoruz. Peki buna karşılık ne yapıyorlar, akşam Mülkiye Müfettişleri Çanakkale’ye intikal ediyor, ertesi günü öğleden sonra saat 3’te ifade alıyorlar ve saat :20.00’de görevden alma hususunu tebliğ ediyorlar. Size şunu hatırlatayım, Ankara’da yasaklı ırkların kavgası vardı değilmi. Melih Gökçek ve diğerlerinin arasında. Ankara’yı parsel parsel satmışlardı değilmi arkadaşlar. Ben soruyorum oraya bir tek Mülkiye Müfettişi gönderildimi? Bu güna kadar bir tek soruşturma yapıldımı? Türkiye’nin her tarafında Belediyeleri Tügva kapış kapış kapışırken, kamu mallarını özel mülk haline getirirken, Türkiye’de ihale mevzuatını 200 kere değiştirirken,aklınıza Mülkiye Müfettişi denetimi geliyormu? Bunların hiç birisinin gelmediğini biliyoruz. Dolayısıyla bu meselenin de hukukla uzaktan yakında alakası yoktur. Şunu söyleyelim açıkça. Bu memleket 20 yıllık karanlık bir tünelin içindedir ve bu karanlık tünelin sonuna hep beraber gelinmiştir. Yine buradan hep beraber haykıralım. Bu güna kadar yaptıklarınızın hepsinin hesabını bağımsız tarafsız yargı organlarının önünde vereceksiniz. Bunun güvenlikle size sağlayacağız.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Konuşmamın sonunda hepimizin sevgili dostu İrfan Mutluay hakkında bir kaç bir şey söylemek isterim. Çanakkale’de çok önemli yurtsever bir mücadele yıllardır sürdürülüyor. 4 trilyon dolara yakın para kullandı son 20 yılda AKP iktidarı. 65 milyar dolara özelleştirmeyle memleketin ne varsa ne yoksa hepsini sattılar. Geriye bir tek şey kaldı. Ormanlarımız, doğal kaynaklarımız, kıyılarımız ve elbette bunun türevleri olan her türlü varlığımız. Şimdi bunları haraç mezat satma peşindeler. Ben buradan bu konuda da bir fikrimi ifade etmek isterim. Bundan 150 yıl evvel sakallı bir iktisatçı şunu söylemiş. “Sermayeye ve onun çanak yalayıcılarına meydan bırakmayacağız” Bu ne demek. Yani sen Kanada’dan altın çıkaracağım diyerek buraya gelip Kaz Dağlarını tamamen ortaya bir hedef koymuş olabilirsin. Bunun için kendine yandaşlar bulmuş olabilirsin. Katma değerin % 99’unu sen götürürken burada %1’ini önüne attığın sermayenin çanak yalayıcıları idareyi hukuğu ele geçirmiş olabilirler ve onlar bize böyle tuzak kurmuş olabilirler, arkadaşlarımızı itibarsızlaştırmaya çalışıyor olabilirler.  Ona da kendi tanıklığım üzerinden tabiki sizinde kendi tanıklığınız üzerinden söyleyeğimiz şeyler var. Nurada İrfan Mutluay’ın oğlunun olduğunu görüyorum. Sevgili kardeşim babanla gurur duyabilirsin.Bu topraklardan Hicri Nalbantlar, İrfan Mutluay’lar ve elbette onlara destek veren Belediye Başkanlarımız yurtsever mücadele arkadaşlarımız eksilmeyecektir. 105 yıl evvel nasıl emperyalizme geçit yok dediysek bu topraklarda, bu günde şunu söylüyoruz, elinizden geleni ardınıza koymayın, artık son zamanlarınız, bunların tamamının hesabını sizden soracağız. Ben İrfan Mutluay’ı göreve iade etmelerini o mülkiye  müfettişlerinden talep etmiyorum. Onlar bildiklerini yapmaya devam etsinler, Tarihin hayatın akışı da haklıdan yana bu duruşumuzu tescl etmeye devam edecektir. En geç bir yıl içerisinde bu memleketi hep beraber aydınlığa kavuşturacağız. Bu meydanlarda bu sokaklarda bu mahallelerde alnımız açık yürüyeceğiz” dedi.  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“YILMAMI BEKLEYENLER BÜYÜK BİR YANILGI İÇİNDELER, HEP BİRLİKTE BU KORKU DUVARINI AŞACAĞIZ”        

Belediye Meclis Üyesi İrfan Mutluay ise konuşmasında “Dostlarımın arasındayım.  Burada duruşmaya ilişkin hiçbir şey söylemeyeceğim. Meclis toplantısında gündem dışı söz aldığım zaman dedim ki soruşturmadan kesinlikle rahatsız değilim. Teftiş edilmekten rahatsız değilim.Buraya teşekkür etmek için çıktım. 1 Nisan Cuma akşamı görevden alındığımı öğrendiğimde telefonlarım kilitlendi. Binlerce mesaj, binlerce telefon,  ziyarete gelenler ve burada bu olumsuz hava koşullarında toplanan ve Türkiye’nin her tarafından gelen insanlar size sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. İyi ki varsınız. Şunu bir kez daha söylüyorum. 30 yıllık kamu yaşamım meslek yaşamım, memuriyet yaşamım boyunca da hiçbir zaman etiket unvan makam peşinde koşmadım. Yurttaş olarak sorumlulukları üstlendim. Örgütlü toplumun bir parçası olarak yaşam alanını koruması için mesleğim için hedef ve demokrasi mücadelesi için sizlerle bir arada bu mücadeleyi verdim. Şu anda belediye meclis üyesi olarak görevime devam etmekteyim.Bu görevim sona erse bile inanın bir yurttaş olarak Çanakkale için, Kaz Dağları ve Biga Yarımadası için, ülkem için ve dünya için, barış için, emek ve demokrasi için,  yaşanılabilir temiz bir dünya için sonuna kadar aynı kararlılıkla mücadelemi sürdüreceğim. Bu olayla,  eğer bu karar ile sindirme, korkutma, yıldırma bekleyenler gerçekten büyük bir yanılgı içindeler. Hep birlikte bu korku duvarını aşacağız. Bundan herkes emin olsun. Dost düşmanda bunu böyle bilsin. Katılımınız ve desteğiniz için hepinize yürekten teşekkür ediyor saygılarımı sunuyorum” dedi.

 

 

 

 

 

;

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

About Post Author