Sal. Şub 18th, 2020

EzineTürk

Haberin Doğru Adresi

ÇTSO AĞUSTOS 2019 OLAĞAN MECLİS TOPLANTISI YAPILDI

19 min read

Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası Ağustos 2019 ayı olağan Meclis toplantısı 20 Ağustos 2019 Çarşamba günü saat 16.00’da ÇTSO Kongre Fuar Merkezinde gerçekleştirildi.

Açılış konuşmasını yapan Meclis Başkanı Osman Okyay; “Değerli Üyeler, Bundan 20 yıl önce 17 Ağustos’ta gece saatler 3’ü 2 geçerken korkunç bir depremle sarsıldık. 20 bine yakın insanımızı kaybettik. Kabus gibi günlerdi, acısını hala yüreğimizde hissediyoruz. Hayatını kaybedenleri rahmetle anarken, Çanakkale başta olmak üzere ülkemizin önemli bir bölümünün 1. Derece deprem kuşağında olduğu gerçeğini aklımızdan hiç çıkarmamamız gerektiğini hatırlatmak isterim.

 

Kıymetli Meclis üyeleri, Yılın 8 ayını geride bırakıyoruz. Bu yıl küresel ekonomide belirgin bir trend değişikliği yaşanmaya başladı.  Malum, dünya ekonomisinde 2018 yılının ilk çeyreğinden bu yana bir yavaşlama eğilimi var. Çünkü başta Doğu Avrupa ve Latin Amerika olmak üzere, gelişmekte olan ülkeler grubunun büyüme performansları belirgin olarak zayıflıyor. Küresel ekonomi politikalarında belirsizlik algısının giderek yükselmesi, başka bir ifadeyle geminin rotasız kalması, büyümenin daha da düşmesi riskini beraberinde getiriyor. Nitekim dünya ekonomisinin 2019’da yüzde 2.7 büyüyeceği ve 2020’de de bu seviyede kalınacağı beklentisi kuvvetlenmiş durumda. İşte böyle bir iklimde gelişmiş ülkelerin merkez bankaları yılın ikinci çeyreğinden itibaren para politikalarını gevşetmeye başladı. Yani tıpkı 2000’lerin başındakine benzer şekilde para musluklarının açılmaya başladığı bir dönemin başlangıcındayız. Gelişmekte olan ülkelere, konjonktürel sebeplerle henüz çok ciddi bir sermaye girişi yok ama gelişmiş ülke merkez bankalarının para politikalarındaki gevşemenin bir kaynak akımına yol açması çok olası. Nitekim ülkemiz piyasalarına bakınca bu durumun işaretlerini alabiliyoruz. Yılın ilk yarısında, belirsizlikler ve jeopolitik gelişmelerin etkisiyle diğer gelişmekte olan ülkelerden olumsuz ayrışan Türkiye’nin ülke risk primi, Haziran ayı ortalarından sonra hızla geriledi. Haziran ayına kadar olan dönemde ülkeden sermaye çıkarken sonrasında ise, ağırlıklı olarak hisse senedi piyasası olmak üzere, portföy girişleri başladı. Merkez Bankası’nın radikal faiz indirimine rağmen döviz fiyatları gerilemeye devam ediyor. Kredi faizleri, kamu bankalarının öncülüğünde düşme  eğilimine girdi. Enflasyonda iyileşme trendi hızlanarak devam ediyor.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

“EZCÜMLE, TAM BİR YIL ÖNCE TETİKLENEN SPEKÜLATİF KUR ATAĞIYLA BAŞLAYAN VE KIRILGANLIKLARIMIZLA BESLENEN EKONOMİK DALGALANMA, BUGÜN YENİ BİR SEVİYEDE DENGE BULMAYA BAŞLADI. ELBETTE YÜKSEK İŞSİZLİK, YÜKSEK FAİZ, YÜKSEK ENFLASYON GİBİ ÇOK CİDDİ MALİYETLER ÖDEDİK, ÖDÜYORUZ”

 

Ama bugün artık en kötünün geride kaldığı yeni bir dönemin başladığını söylemek mümkün gibi görünüyor. Bu iyileşme döneminde bollaşması mümkün olan küresel sermayenin yaratacağı rüzgarı çok verimli kullanmamız şart. Ekonomideki kırılganlıklarımızı azaltacak, üretim ekonomisini merkeze alacak yeni bir dönemi başlatmak mecburiyetindeyiz. Türkiye üretmeden tüketme dönemini bitirmek mecburiyetinde. İnşallah geride kalan bu zor dönemden gereken dersi alabilmişizdir.

 

Kıymetli üyeler, Ağustos ayı, ülkemizin gençleri ve aileleri için çok kritik bir ay. 2.5 milyona yakın öğrenciden sınavı kazananlar, üniversiteye girmek için tercihlerini yaptı. İlk yerleştirmede ÇOMÜ kontenjanlarının dolma oranının geçen yıla göre 7 puan artışla yüzde 94’ü bulması, beni çok heyecanlandırdı. Bu teveccühü, ülkenin en yaşanılır şehri olarak gösterilen Çanakkale’nin bir çekim merkezi olması yolunda çok değerli görüyorum. Bu şehre gönül verenler olarak, bu ve bunun gibi Çanakkale ile ilgili tüm gelişmeleri “akıllı şehir” vizyonuyla değerlendirmemizin şart olduğunu düşünüyorum. Ancak ortak aklı devreye alabilirsek tüm meydan okumaların altından hep birlikte kalkabileceğimizi hiç unutmamalıyız.

 

Kıymetli dostlar, Bu ay, 1980-1984 tarihleri arasında kentimizde valilik yapan Sayın Nurettin Turan’ın vefat ettiği haberini aldık. Sayın valiye ve bu kente hizmet edip Hakk’a yürümüş tüm büyüklerimize Allah’tan rahmet diliyor ve müsaadenizle gündeme geçiyorum.”

 

Çanakkale Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu adına Ağustos ayı olağan Meclis konuşmasını yapan Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Murat Aydoğdu; “ Sayın Meclis Başkanım, Değerli Meclis Üyeleri, Kıymetli  basın mensupları, Ağustos ayı Meclis toplantımıza hoş geldiniz derken sizleri şahsım ve Yönetim Kurulumuz adına saygı ile selamlıyor, geçmiş bayramınızı tekrar kutluyorum. Sayın Meclis Üyeleri, bugün itibariyle 7402 üye sayısına ulaştık. Bu ay bereketli bir ay idi, geçen toplantımızdan bu yana 48 üyemiz aramıza katıldı. 11 üyemiz de çeşitli sebeplerden dolayı kaydını sildirdi. Tüm üyelerimize hayırlı işler, bereketli kazançlar diliyorum.

 

21 meslek grubumuz ile sinerji toplantılarımızı sürdürüyoruz. Ağırlıklı olarak ulaşım sektörünü temsil eden 14 no’lu meslek grubumuz ile seyahat acentalarının temsil edildiği 15 no’lu meslek grubumuz ile, konaklama sektörünün temsil edildiği 16 no’lu meslek grubumuz ile yaptığımız toplantılarda yine ilk sırada İlimizin otopark sorunu gündeme geldi. Biz de yine aynı çağrımızı yineledik ve bize yer gösterilmesi halinde rol model olmak için bu sorununun çözümüne katkı sağlamak üzere otopark yapımına talip olduğumuzu dile getirdik.

 

18 ve 19 Temmuz 2019 tarihlerinde yine TOBB Meybem işbirliği ile 2.el Motorlu Kara Taşıtları Alım ve Satım Mesleki Yeterlilik Sınavları düzenledik. 22 ve 23 Ağustos 2019 tarihlerinde de Emlak Danışmanlığı Sınavları düzenleyeceğiz.

 

2.UR-GE Projemiz olan “Çanakkale’nin Ağaç ve Orman Ürünlerinde Rekabet Gücünü ve İhracatını Geliştirme Projesi” kapsamında saha çalışmalarımıza başladık. Toplam 25 firmamızın bu saha çalışması ile ihtiyaç analizi tespiti yapıldı ve yarın 14.00’de bu ilk etabın kapanış toplantısını yaparak sonuçlarını paylaşacağız. Hedefimiz Çanakkale’de ihracat yapan KOBİ sayısını artırmak. Bu amaçla bir arkadaşımızı istihdam ettik ve ihracatçı ve ihracat potansiyeli olan üyelerimize birebir dokunarak dış ticaretin yollarını açmaya çalışacağız.

 

Geçen ay Meclis toplantımızda gündeme gelmişti. Odamız üyelerine % 15 avantaj sağlayacak olan Gestcard uygulaması için GESTAŞ ile protokolümüzü imzaladık.

 

24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı’nı kutladık. Objektif ve doğru haber anlayışı ile görev yapan tüm gazetecilerimizin bu vesile ile basın bayramlarını tekrar kutluyoruz. Yeni kurulan Çanakkale Gazeteciler ve Yayıncılar Derneği de aynı gün Odamızı ziyaret ettiler, kendilerine başarılar diliyoruz.

 

Yunanistan İstanbul Başkonsolosu Georgina Soultanapoulo ve Ticaret Ataşesi Doukas Marinopolos Yönetim Kurulumuzu ziyaret ettiler. Çok verimli bir görüşme oldu, inşallah üyelerimizin vize işlemlerinin kolaylaştırılmasında, ticari işbirliğinin geliştirilmesine fayda sağlayacaktır.

 

Epey yoğun bir ziyaret trafiğimiz oldu: TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Tekirdağ TSO Başkanı Cengiz Günay ile TOBB Daire Başkanı Hasan Erbay Başkanımızı ziyaret ettiler.

 

Çanakkale Milletvekilleri Muharrem Erkek ve Özgür Ceylan da İl Başkanları İsmet Güneşhan ile birlikte Başkanımızı ziyaret ettiler.

 

Kolin Otel Genel Müdürü Mehmet Satar Bey’in ziyaretleri oldu. Çanakkale’mizin marka değeri peynir helvamızın üreticileri ile bir toplantı yaptık. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcımız Fahrettin Ersoy’un başkanlık yaptığı toplantıda Çanakkale’miz ile özdeşleşen bu ürünümüzün marka değerinin korunması, coğrafi işaret alınması konularında bilgilendirme yapıldı. En kısa zamanda yeniden toplanma kararı alındı.

 

TEMA Vakfı Başkanı Deniz Ataç Hanım da Başkanımızı ziyaret etti. Yönetim Kurulu Üyemiz Deniz Tennioğlu’nun da bulunduğu ziyarette resmi bilgiler çerçevesinde görüş alışverişinde bulunuldu.

 

TSE tarafından Kalite Sistemi Gözetim denetimimiz gerçekleştirildi. Gayet başarılı geçtiğini, hiç bir uygunsuzluk tespit edilmediğini öğrendik, tüm çalışanlarımıza teşekkür ediyoruz.

 

Anafartalar Zaferimizin 104.yılını gururla kutladık, bir kez daha bu topraklara olan borcumuzu hatırladık. Bu vesile ile bu Aziz Vatan uğruna can veren tüm şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyoruz.

17 Ağustos depreminin 20.yılında da hayatını kaybeden vatandaşlarımızı rahmetle anıyor, böyle acıların bir daha yaşanmamasını temenni ediyoruz.

 

Sayın Meclis Üyeleri, 30 Ağustos Zafer Bayramının 97. Yılını önümüzdeki hafta büyük bir heyecan ve gurur ile idrak edeceğiz.  Tarihi eşsiz zaferlerle, kahramanlıklarla dolu bir Milletin fertleri olarak bizlere de bu değerlere sahip çıkmak, bu zaferleri ekonomik zaferler ile taçlandırmak yakışır.” diyerek Yönetim Kurulu adına yapılan konuşmasını tamamladı.

 

Meclis toplantısında gündeme gelebilecek diğer konularda söz alan Meclis Üyesi Aladdin Burak Kunt, Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Semizoğlu’na ve Meclis Başkan Yardımcısı Turgay Kılıç’ın dalış turizmi ile ilgili verdikleri destek için teşekkür etti. Ayrıca son günlerde Çanakkale’de Kirazlı Balaban’daki altın madeni ile ilgili bir gündem olduğunu belirterek; “Bizler burada müteşebbis 7000 üyeyi temsil ediyoruz. Şunu gerçekten merak ediyorum; Çanakkale’nin, bu ülkenin yer altı kaynaklarını niye başka bir ülkenin firması çıkarıyor. Bununla alakalı bizim TOBB’a söyleyebileceğimiz ya da baskı yapabileceğimiz, fikirlerimizi beyan edebileceğimiz bir şey yok mudur? Selçuk Başkanım burada ne yapabiliriz? Bu konu ile ilgili Oda bir açıklama yaptı geçen hafta içerisinde. Bizim yapabileceğimiz bir şey var mıdır? diye sormak istiyorum. Teşekkür ederim.” dedi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Semizoğlu, “Öncelikle hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum. Önce dalış turizmi ile ilgili bir şey söylemek istiyorum. Bildiğiniz gibi geçtiğimiz aylarda TBMM’de onaylandı ve çok şükür artık Çanakkale’de de dalış turizmi serbest bir şekilde yapılabilecek. Onunla ilgili Yönetim Kurulundan Akın Yalman arkadaşımız Tarihi Alan Başkanlığı koordinatörlüğünde  yürütülen toplantılara katıldı. Tabi ki davet geldiğinde Akın Bey Belediye’deki toplantılara da katılır. Önümüzdeki kış döneminde İngiltere ve Fransa’da Çanakkale’deki dalış turizmini tanıtmak için görüşmeler devam ediyor. İkincisi malum konu Kirazlı. Kimse Çanakkale’nin suyu, havası kirlensin istemiyor. Herkes çocuklarımıza, geleceğimize miras bırakacağımız doğamızdan daha değerli bir şey olmadığının bilincinde diye inanıyorum. Şimdi ağaç kesimi siyanür kullanımı bunların hepsi zaten fazlasıyla konuşuldu, bilgilendirmeler yapıldı. Şirketin Kanadalı mı, Türk mü olduğu sorusunu Burak arkadaşımız sordu. Yani hangisi, nasıl, ne yapabiliriz? Benim şahsi görüşüm şu; yani bunu keşke o imkanlar olsa da bu ticareti aramızdaki bir arkadaşımız yapsa veya Çanakkale’mizdeki iş adamı bir arkadaşımız yapsa veya bir Türk yapsa. Ama şimdi biz yabancıya konut satmak için mücadele ediyoruz. Biraz önce aynı konu Komite Başkanları toplantısında da gündeme geldi. Yabancıya konut satmak için mücadele ediyoruz. O izni almak için uğraşıyoruz. Bir taraftan yabancı ülke vatandaşlarını ülkemize çekip turizm yapmak için mücadele ediyoruz. Yatırımcıyı da çağırıyoruz, yatırımcı fabrika da kurabilir. Yani geçenlerde Volkswagen fabrikasının yanılmıyorsam, İzmir’de kurulacağını öğrendik, sevindik hepimiz. Netice de gelen yatırımcı istihdam yaratacak. Türkiye’de tabi değişiyor ama dolaylı vergilerin oranı %67 arkadaşlar, bir arkadaşım %71 dedi ama 67-70 civarında. Yani dolayısıyla burada yatırım yapacak kişi ne yapar? Bir inşaata başlayacak, demir alacak, çimento alacak, beton alacak, hafriyat alacak, mazot alacak bir çok dolaylı ve direk vergiler ödeyecek. İşçi çalıştıracak, SGK ödeyecek, maaş ödeyecek, işçiye yemek yedirecek. Paranın Ali’si, Veli’si olmaz. Gönlüm ister ki aramızdan biri yapsın. Ama eğer ki o alt yapımız yoksa veya o sermaye birikimimiz yoksa Türk Ticaret Kanunu’na tabi olarak tahkim anlaşmaları da imzalanmış. Fuayede Başkanımızla başka bir sohbet ettik. O da bir iki kelime edecektir herhalde Osman Bey’de. Hem bunu Kanadalıların çıkarması bizi biraz sevindirmeli, çünkü Kanada’daki kanunlara göre çıkaracaklar. Onların Madencilik Kanunları bizimkinden çok çok daha detaylı ve çok çok daha sıkı. Bir iki kelime de ben Başkanımızın söylemesini istiyorum.

Yani paranın Türk’ü, Kanada’lısı, Japon’u olmaz. Eğer Volkswagen fabrikasının İzmir’de yapılıyor olmasına seviniyorsak, eğer biz İngiliz vatandaşına Çanakkale’de ev satalım diye uğraşıyorsak, eğer bir Fransız’ı Çanakkale’de turizm açısından misafir etmek istiyorsak Türk Ticaret Kanunu, Türk Maden Kanunu ve Türkiye Kanunlarına göre elbette ki bir Kanadalı da bunu yapabilir. Ama bir daha söylüyorum şahsi görüşüm Mecliste aramızdaki biri yapsın. teşekkür ediyorum.”

Meclis Başkanı Osman Okyay, “Bu konu tabi hakikaten hassas bir konu hepimizin malumu ve biraz da açıkçası yani benim kanaatim konu şehrin çok dışına taştı. Yani bugün hakikaten bir maden çıkarma, onu işleme için kapsamı çok dışına taşmış bir vaziyette. Bunu çok da yadırgamıyorum lokasyonu dolayısıyla yani bölge dolayısıyla yani. Hakikaten hepimiz Çanakkaleliyiz, hepimiz köyümüz, kentimiz Çanakkale’nin Kazdağları’nın hemen altında yerleşmiş vaziyette. Dolayısıyla o yüzden çok yadırgamıyorum tabi ki bu konunun tartışılmasını ve de demokratik hak olarak yapılan protestoları da demokrasimizin bir kazanımı olarak gördüğümü söyleyebilirim. Fakat bu konuyu gerçekten tekli olarak tartışmak lazım. Bu konunun Madencilik Kanunları, Türkiye’nin Çevre Kanunlarına göre tartışılması gerektiğine inanıyorum. Yani burada tabi özel bir konumum da var. Ben bir yandan da Türk Kanada İş Konseyi Başkanıyım. DEİK bünyesinde. Şimdi bununla ilgili söyleyecek bir kaç şey var; bir tanesi şu; değerli metal madenciliği, yani sadece altın değil bunun gümüş, bakır vs. diğer madenleri de katın. Bu madenciliğin Dünya da bizden de daha gelişmiş ülkelerde de yapıldığını hepimiz biliyoruz. Dolayısıyla bu anlamda bu madenciliği bugün gelmiş olduğu seviyesi teknik gelişmişlik seviyesi gerçekten artık endişeye mahal vermeyecek seviyede, bunları özellikle altını saflaştırma dosyası için  siyanürü kullanma o havuzlarda altın saflaştırma dosyası için söylüyorum. Çünkü bunu iki şeyden dolayı söylüyorum. Bir tanesi gerçekten bu gelişmiş ülkelerdeki Çevre Kanunlarının ne kadar sert ve ne kadar katı olduğunu çok iyi biliyorum. Bu ülkelerde bu proses eğitimi veriliyorsa epey altına üstüne bakılmıştır diye düşünüyorum. İkincisi de yine işte Türk Kanada İş bizler için Yürütme Kurulu üyemiz var TÜPRAK Madenciliğin Genel Müdürü Türkiye’deki onlar da bir Kanadalı firma onlar da madencilik yapıyorlar altın madenciliğini onlar da yapıyorlar. Bana Efem çukurunda yapmış olduğu maden arama ve saflaştırma proseslerini gösterdi. Maden çıkarma işlemi bitmiş bölgelerdeki tekrar peyzaj ve ağaçlandırma çalışmalarını da gösterdi ve gerçekten resimleri var. Hakikaten düzgün giriş yaptıklarını düşünüyorum. Bu firmaların yani özellikle bu sektör Dünya da iki ülkenin büyük bir hegomanyası olan sektör bu. Bir tanesi Kanada, bir tanesi Avusturalya. Bu iki ülkenin de dediğim gibi çevre kanunları çok serttir. Yani bu şirketler aslında sadece kendi ülkelerinde yapacakları sebep olacakları çevre tahribatlarından sorumlu değillerdir. Bunlar dünyanın her yerinde bu tahribatları yaptıkları takdirde tahribattan sorumludur ve kendi ülkelerinde sorumludurlar. Yani bugün Hindistan’da bilmem hatırlayanınız var mıdır? Bir çevre faciası yaşanmıştı. Bundan baya baya önce 1980’lerin ortası gibi. Bir Amerikan şirketi çevre felaketine sebep oldu. Firmaya Amerika da açılan davalar dolayısıyla firma battı yani kapandı ve çok ciddi tazminat ödediler. Yani bu taraftan iyi şekli var. Ama tekraren söylüyorum konunun Kazdağları olması, Türkiye’nin hakikaten gözbebeği ormanlarının bölgesinde olmasından dolayısıyla gelen tepkileri anlayışla karşılamak gerekir. Burada bütün mesele bu konuya benim her zaman yapmaya çalıştığım gibi realist yaklaşmak gerektiğini düşünüyorum. Yani bu konuyu başka platformlara taşımadan sadece realist bir şekilde tartışalım. Bu tartışma sonucunda da karar böyle çıkar veya öyle çıkar ama bu tartışmanın çok daha sağlıklı platformda ele alınması gerektiğini ben düşünüyorum. Çanakkaleli olarak  bu konuya hepimiz çok çok önem veriyoruz, çok üstüne titriyoruz. Bu da tabi sonuçta bu konu Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Çevre Bakanlığı, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı ve ilgili şirketin arasında ki Türk adalet sistemi arasındaki bir konu. Bu konu bu platformlarda ben özellikle de toplumda büyük bir hassasiyette gösterildiği için çok titizlikle de ele alınacağına inanıyorum. Yani burada Devletimize güvenmek durumundayız. Yani Türkiye bir sonuçta hukuk devletidir. Burada devletimizin doğru işleri yapacağını, doğru hükümleri vereceğine inanmak durumundayız. Ama dediğim gibi bu konu da gösterilen bütün demokratik tepkileri de hepimiz demokrasimizin bir zenginliği olarak görmek durumundayız. Bunlar güzel şeylerdir. Bunların olmadığı yerlerde aslında sorun var diye düşürüm ben. O yüzden yani benim görüşlerim bu yöndedir.”dedi.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Üyesi İlker Altın’ın MTA’nın görevleri ile ilgili sorusu ve Kirazlıdaki firmanın CEO’sunın açıklamaları ile ilgili sorusu üzerine; Meclis Başkanı Osman Okyay, “O konu hakkında biraz bilgim var. Yani tabi bizim kurumumuzun biraz madencilik ayağı da var. Sanayi hammaddesi yani kil, kaolen vs. toprak sonuçta biz seramikçi olduğumuz için az da olsa bir bilgim var. Ona geçmeden evvel bir tek şeyi söyleyeyim neden Kanadalı bir şirket konusuna gelince arkadaşlar bu konu küreselleşme. Yani biz küresel sistemin bir oyuncusuysak biz böyle şeylere alışacağız, yapacak bir şey yok. Yani Türk ekonomisi, küresel ekonomi ile entegre olacaksa bu tip hareketler olacaktır. Yani nasıl işte Selçuk Beyin, Başkanımızın söylediği gibi Volkswagen’in İzmir’e yatırım yapmasına seviniyorsak bunların hepsi bir bütünün parçası olur o zaman. Yani bir Türk şirketi de kalkıp gelir ki var açıkça söyleyeyim Yıldırım Holdingin Kolombiya’daki kömür madenini ne yapacağız o zaman? Yani bu küreselleşmenin getirdiği bir şey. Türk olmuş, Kanadalı olmuş yani bu madencilik konusunda yine tekrar ediyorum Kanada ve Avusturya’nın çok ciddi bir ihtisası var. Yani bu iki ülkede hakikaten Dünyanın en iyi maden şirketleri. En iyi demeyeyim ama en gelişmiş maden şirketleri var. Yani dolayısıyla bu adamlardaki bilgi seviyesi para değil yani sırf sermaye için değil. Gerçekten bilgi ve teknoloji seviyesi hakikaten dünyada sayılı. Dünyanın her yerinde bu işi yapan şirketler var. Dolayısıyla hani orada ben şeyi çok açıkçası sorgulamıyorum ama Türk Kanun ve Mevzuatlarına uygun olarak bu işleri yapmalarına dikkat etmeleri gerek. Çünkü öbür türlü yaklaşırsak bu sefer Türkiye’ye gelebilecek her türlü sermayeye karşı benzer tepkileri göstermek gerek. Şimdi bu doğru bir şey değil. Ama ülke olarak biz küresel sistemden çıkacağız biz kendi kendimize yetmek istiyoruz. Kendi kendimize üreteceğiz dünyaya hiçbir şeyimiz olmayacak gibi bir şey diyorsak o başka bir dünyadır. Bir karardır tartışılır. Biz şuanda yani küreselleşme kapsamında dünya ile birleşmek isteyen, dünya ile entegre olmak isteyen bir ülkeyiz. Bunu bir Türk şirketi ile yapamaz mıydı? Türk şirketlerinden Eczacıbaşı, Nurol yani var Türk şirketleri. Kanada şirketi talip olmuş gerçekten buna o konu da nasıl diyeyim? Yani biz aslında bu kararı 1980’li yıllardaki Cumhurbaşkanımız Özal’la aldık. Yani biz dünya ile entegre olacağız kararını aldık. Dolayısıyla bugün ki konu değil o çok çok önce alınmış ve hani 30 yıldır farklı devam ettirdiğimiz bir kararın bir parçası. Bir de  şu kadar yatırım yapılıyor, şu kadar para kazanılıyor denildiğinde herkesin iştahı kabarıyor. Fakat şunu da söylemeliyim madencilikte özellikle altın madenciliğinde kıymetli madencilikte madencilik dünyanın en riskli  işlerinden bir tanesidir. Aslında bana da sorarsanız tam bir kumardır. Öncelikle böyle bir maden olup olmadığını anlamak için  faz faz sondaj çalışmaları yapılır. Bu fazlardan ilki işte bir ile beş milyon dolar civarında bir şeyle yaparsınız yatırımları yaparsınız işte o sondajlar sonucunda %80 civarında orada altın olduğuna karar verirsiniz, daha sonra ikinci faz beş ile yirmi beş milyon dolar arasında gezer ve  bunlar kaba rakamlar yani açıkçası benim üstünden bildiğim kadarıyla olan rakamlar. O zaman işte herşey yolunda gitmişse gelir olur, gitmemişse o konunun üstüne soğuk suyu içersiniz. Hangi fazda kalırsanız o fazda o kadar. Daha sonra yüz milyon dolara yakın bir yatırım yaparsınız yine üstüne toprağı çekip çıkmak da var. Ama her şey olumlu gittiyse hakikaten bir maden anlamlı bir maden varsa o zaman sondaj başlar yani ondan sonra da altını çıkartma kıymetli madeni çıkartma  ve onun ayrıştırma prosesi için gerekli yatırımlar başlar ve o yatırımlar da yanlış bilmiyorsam dört yüz beş yüz milyonlar civarındadır. Evet burada anlamlı bir altın madeni anlamlı bir kıymetli metal madeni var diyene kadar yapmanız gerek şey ve bundan sonrası da o dediğim gibi bütün alt yapıyı kurmanız için dört yüz beş yüz milyon dolar yatırım var. Dediğim gibi bunlar riski çok yüksek dolayısıyla getirisi de çok yüksek sektörlerdir. Bu kumarı oynamak oynamamak kararıdır aslına bakarsanız. Yani gerçekten kumar diyebileceğim kadar riskli bir iştir. Riski ne kadar yüksekse getirisi de o kadar ama aynı şekilde batma ihtimali de o kadar yüksek olan işlerdir bunlar. O yüzden belki birazda büyümeme dünkü iş dünyasından biraz daha uzak durabilir. Bir de dediğim gibi sadece ekonomi değil, sadece risk almak değil ciddi bir bilgi ve teknoloji birikimi var bu şirketlerin, dolayısıyla onların bu konuda aktif olması yani baktığım zaman otomotiv sektöründe de bütün yatırımcılar yabancı Türkiye’de baktığınız zaman yani otomotiv endüstrisinde ileriye gitmiş olan şirketler var. İşte Toyota Fiat Ford vs . onun için onlar Türkiye’deler.Benim görüşüm bu kadar. MTA’yı MTA’nın  görev tanımına aslında internete girip bakabiliriz . Benim bildiğim kadarıyla Türkiye’deki madenlerin bir envanterini çıkarıyorlar, araştırmalar yapıyorlar.Sahibi olmayan ruhsatlı olmayan yerlerdeki madenler zaten MTA’nındır. Birisinde ruhsat var, ruhsattan bir geliri var MTA’nın.  Bizim mesela kil, kaolen madenlerimiz için MTA’ya ödediğimiz. Yapmalı mı o bence tartışılır. Yani MTA maden çıkartmalı, işlemeli midir? Yoksa bu işi sektör firmaları mı yapmalıdır yerli, yabancı? Bu tamamen bir prensip kararı. Yani Devlet alıp üretmeli midir? Diğer endüstrilerde var mıdır? Bu biraz öyle bir konu yani bu konu da benim şahsi görüşüm olmamalı. Baştan söyleyeyim benim söyleyeceklerim bu kadar.”

Son olarak söz alan Katip Üye Kanber Koç da “Bu maden çalışmalarına 7-8 defa gittim Kirazlı’ya. Yani şimdi getirisinden falan bahsediyoruz ama beyan edilenin %4’ü bu güzel doğanın katledilmesine bu bölgeye o kadar zarar verilmesine değer mi? Onun tartışılması lazım. Bizim su havzamızın içme suyu, kullanım suyu Çanakkale’nin tek beslediği havza başında burada olabilecek bir olumsuzluktan yani bu şehrin tüm atar damarını kesmiş oluyorsun. Böyle de bir gariplik var. Orada ciddi bir fay hattı olduğu söyleniyor. Yani buradan resmen burada o dağı alıp bu tarafa devirecek. Bütün ağır metaller işte birçok canlı falan her şey zarar görecek. Yanına gidiyorsun çok az bir alanmış gibi gözüküyor. Ama drone çekimlerine baktığınız zaman çok ciddi bir alan tahrip olmuş. O dağları öbür tarafa yıkacaklar. Siyanür havuzunun altından bahsediyorum. Yani ola ki bir deprem oldu yer altı sularına sızdığında %4 Çanakkale’mizi kurtarmaya yetecek mi? bunlar önemli yani bir başka devletin girip çıkarması ayrı konu, Bizim ülkemizde denetimsiz bana sorarsanız. Madem Kanada o kadar başarılı, Kanada da çok altın olduğu söyleniliyor. Bir tane ağaç kessinler o zaman. Bu iş öyle kolay değil bence” dedi.

Yönetim Kurulu adına yapılan konuşmanın ardından, Hesap İnceleme Komisyonu’nun 2019 Haziran ve Temmuz ayları mizanı ile ilgili raporunun okunması ve onaylanmasının ardından, azami fiyat tarife talepleri ile gündeme gelebilecek diğer konuların görüşülmesiyle Meclis oturumu tamamlandı.

 

 

 

 

 

 

 

 

Copyright EZİNETÜRK© All rights reserved. | Newsphere by AF themes.