24 Eylül 2020

EzineTürk

Haberin Doğru Adresi

Ezine Müftüsü Mustafa Arda’nın Köşe Yazısı ; “Beş Vakit Namaz; Olmazsa Olmaz..”.

“Beş Vakit Namaz; Olmazsa Olmaz..”

Mensubu olmakla Yüce Rabbimize sonsuz defa hamdettiğimiz İslam Dini’nin  beş esasından biri olan ve ittifakla dinin direği olarak kabul edilen ana vazifemiz, her gün beş ayrı vakitte bize farz olunan namazlarımızı kılmaktır. Bu güzel ibadet ben Müslümanım diyen hepimizin her gün mutlaka yerine getirmesi ve asla ihmal etmemesi gereken, terkedildiğinde hem bu fani alemde, hem de ebedi alemde ceza ve sıkıntılara uğrayacağımız, vakitlere bağlı kesin farz olan bir ibadettir.

 

Günümüz İslamında bu güzel dinin mensuplarının çoğunlukla ihmal edip terkettiği veya sadece Cuma, Bayram, Kandil, Ramazan ve Cenaze gibi özel zamanlarda, dini gün ve gecelerde yerine getirdiği bir ibadet haline dönüşmüş olan namaz aslında şu gelip geçici dünyada karşılaşılan bir çok sıkıntılı anlarda, daraldığımızda sığınacağımız bir kale gibidir. İnsanın kendine gelmesi, bu dünyanın fani olduğunu farketmesi ve ölünceye kadar da karşılaşacağı yüzlerce imtihanda yüce bir varlığa sığınması, kendisini Yüce Yaradanına bırakmasıdır, O’na kendisini emanet edip teslim olması, huzur bulmasıdır. Bu hususu Rabbimiz Kur’an-ı Kerimindeki şu Ayeti Kerimesinde ‘’Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile Allah’tan yardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir’’ (Bakara 153) şeklindeki beyanıyla ifade etmektedir. Bilinçli bir mümin şunu çok iyi bilir ki en yüksek makam Yüce Allah’a kulluk makamıdır, en şerefli mevki de seccadelerimizdir, secde ettiğimiz,  namaz kıldığımız yerlerdir. Allah’a kul olmaktan daha üstün bir derece olmadığı gibi secdeden daha güzel bir kulluk makamı ve göstergesi de yoktur.

 

Namaz ibadeti ilk insan ve ilk peygamber Hz. Adem (A.S.) dan itibaren şekli, zamanı ve günlük adedi farklı olarak varlığı bilinen bir görevdir. Bütün peygamberler elçi olarak gönderildikleri milletlere tek bir Allah’a inanılıp ibadet edilmesini, O’na hiçbir şeyin ortak edinilmemesini temel olarak tebliğ ettikten sonra ikinci görev olarak namaz kılınmasını emretmişlerdir. Sevgili Peygamberimiz (A.S) de bugünkü şekliyle her gün beş vakit namaz farz kılınmazdan önce sabah ve akşam vakti olmak üzere ikişer rekat olarak namaz kılmaktaydı. Ne zaman ki Miraç mucizesi gerçekleşti ve Efendimiz(S.A.V) göklere ve melekut alemine yükseltilip bir takım gaybi, olağanüstü hallere şahit edildi, ahiretin ahvali kendisine gösterildi, işte o gece kendisine ve ümmetine her gün belirli vakitlerde beş defa Yüce Allah’a kulluğun bir gereği olarak namaz ibadeti farz kılınmış oldu. 15 asırdan bu yana da Ümmet-i Muhammed her gün sabah, öğle, ikindi, akşam ve yatsı vakti olmak üzere beş farklı vakitte bu namazları kılmaya devam etmektedirler. Çünkü namaz kılmak İslamın alametidir, şiarıdır. Müslümanlar aksatıp ihmal etmeden mükellef oldukları andan ölüm kendilerine gelip çatıncaya kadar günlük farz namazlarını kılmakla yükümlüdürler.’ ’Çünkü namaz, mü’minlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır.’’ (Nisa 103) buyuran Yüce Allah’ın emrini yerine getirmek bizim kul olarak hem borcumuzdur hem de O’na bize bahşettiği binlerce nimetine şükrümüzün bir gereğidir.

 

Rabbimiz bize bir günde yirmi dört saat lutfetmiş ve sadece o günün toplamda bir saatini dahi almayacak zaman dilimi kadar bir süre için namaz ibadetini bize emretmiştir. Aslında bir tam güne kıyasladığımızda namaza ayrılması istenen yaklaşık bir saatlik vakit çok az bir zaman dilimidir ve namaz ibadetinin yerine getirilmesi gün içindeki yoğun koşuşturmada dahi hiç de zor değildir. Namazları düzenli olarak kılanlara bu ibadet hiçbir zaman ağır gelmediği gibi az bile gelmektedir. Hatta bu düşünceyle dindar bazı müslümanlar belirli nafile namazları günde beş vakit farz namazlara ilave olarak kılmaktadırlar ve bundan manevi keyif almakta, manen mutlu olmaktadırlar. Çünkü namaz acziyyet içinde olan fani bir varlık olan insanın herşeye gücü yeten, Kainatın Malikine teslim olması, kendisini O’na emanet etmesidir. Anne babalarımızın şefkat ve merhametinden milyonlarca kat daha fazla şefkat ve merhamet sahibi olan Yüce Allah’a sığınmaktır. Ondan merhamet ve yardım talep etmektir.

 

İman esasları dediğimiz Amentümüzün ahiret inancına göre bu dünyada Allah’ın emir ve yasaklarına ne kadar riayet edebilirsek o derecede mükafaata ulaşacağımızı, yerine getirmeyip terk  ettiğimiz farz ve sünnetlerden de mes’ul olup hesaba çekileceğimizi hiçbir an hatırımızdan çıkarmayalım. Bu bilinçle bizler nefsimize, şeytana veya çevremizden gelen olumsuz etkilere rağmen kendimizi dünyaya kaptırmadan asli görevimiz olan Allah’a kulluğu ihmal etmeyelim. Yüce Rabbimizin bize bahşettiği binlerce nimete şükrün ve kulluğumuzun bir gereği ve göstergesi olarak günlük beş vakit namazlarımızı eksiksiz kılmaya azami çaba sarfedelim. Her ne kadar aslolan iman olsa da Müslüman namazsız olmaz, Namazsız Müslümanlık da tam olmaz.

Bununla birlikte Rasülullah (S.A.V.) Efendimizin farzlara ilave olarak düzenli bir şekilde kılmaya devam ettiği  müekked sünnet namazları da yerine getirmeye gayret gösterelim ki Allah’ın sevdiği bir kul olma şerefine erişebilelim.‘’Sabrederek ve namaz kılarak (Allah’tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah’a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.’’ (Bakara 45) Ayetinde yol gösterildiği gibi sabır ve namazla Allahtan yardım dileyelim.

Cumamız Mübarek ve bereketli Olsun. Hayırlı Cumalar…