25 Eylül 2020

EzineTürk

Haberin Doğru Adresi

Ezine Müftüsü Mustafa Arda’nın Köşe Yazısı ; “Müslüman Ahlaklı İnsandır”

“Müslüman Ahlaklı İnsandır”

Dinlerin temel hedeflerinden en önemlisi mensuplarının karakterlerini olumlu yönde değiştirmek,onları ahlaklı edepli insanlar haline getirmektir. Davranış bozukluğu veya toplumun örf adet ve geleneklerine uymayan alışkanlıklar varsa onları ortadan kaldırmak, insanı yaşadığı topluma saygılı, faydalı iyi bir kişi haline getirmektir.Yüce Rabbimizin (C.C.) insanlığa gönderdiği son din olan İslam dni de müslümanların güzel ahlak sahibi, edepli, hayırlı ve faydalı kişiler haline gelmesini ve yalnız bir tek ilah olan Yüce Allah’a kulluk edilmesini amaçlamaktadır.

 

İster hak din olsun ister batıl din veya çeşitli inanç akımları olsun,hepsi mensuplarını belli bir davranış yöntemine sevketmek, müntesiplerinin davranışlarını kendi inanç sistemindeki kurallara göre şekillendirmek isterler. Zaten bu yüzden bir kişiye baktığınızda aşağı yukarı onun hangi dine veya inanca mensup olduğunu giyim kuşamından veya davranışlarından tahmin edebilirsiniz. İnanç sistemleri yani dinler, kendilerine bağlı olan mensuplarını belli kalıplarda değiştirdikten sonra diğer temel kuralların ve ibadet yöntemlerinin yerine getirilmesini beklerler. Yani önce kişinin düşüncesini,inancını ve davranışını düzeltmeye çalışır, sonrasında da ibadet usullerini orta koyarlar.

 

Güzel dinimiz İslam da ben müslümanım diyen kişilerin ahlaklı, edepli, yaşadığı toplumun olumlu değerlerine saygılı, sevilen ve sayılan kişiler olmasını arzu etmektedir.Topluma faydalı bireyler olunmasını istemektedir.Bu amaçla Sevgili Peygamberimiz (S.A.V) “Müslüman, diğer insanların elinden ve dilinden emin ve güvende olduğu kimsedir’’  (Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8) tarifiyle topluma bir faydamız dokunamıyorsa bile en azından başkalarına karşı zararsız insanlar olmamızı bizlerin beklemektedir.Bu her zaman tamamıyla mümkün olabilmekte midir diye soracak olursak maalesef hayır demek zorunda kalıyoruz. Kişi her ne kadar bir dinin mensubu olsa da o dinin ahlak ve ibadet kurallarına tamamen uygun davranamayabiliyor. Bu bizim güzel dinimiz İslam için de geçerlidir. Bugün müslümanım diyen birçok kişiye bakıldığında yaşantısında İslam dininin şekli veya ahlaki alametleri görülemeyebiliyor. Veya çoğunlukla  imüslümanlarda yaşantı yönünden İslam dininin kurallarının dikkatlice yerine getirilmediği de görülebiliyor. Kişiler Müslümanım deseler de inandıkları dinin hiçbir emrini ve yasağını yerine de getirmeyebiliyor. Üzülerek söylemek gerekirse zamanın, yaşanılan çevrenin,nefis ve şeytanın olumsuz tesirleriyle insanlar arzu ettikleri bir hayatı yaşayamayabiliyor. Ahlaki yönden uygunsuz davranışlar içine düşebiliyorlar.

 

Yüce Rabbimiz (C.C.) müslümanların güzel ahlaklı olmasını istemektedir. Sevgili Peygamberimizin çok üstün bir ahlak üzere yaratıldığını Kalem Suresinin 4. Ayet-i Kerimesinde ‘’Sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.’’ ifadesiyle belirtmektedir. Bu manada Efendimiz (A.S.) de “Ben güzel ahlâkı tamamlamak üzere gönderildim.” buyurmuştur. (Muvatta’, Hüsnü’l-Huluk, 8). Hazret-i Âişe (R.A.) annemize Rasûlullâh’ın ahlâkının nasıl olduğu sorulduğu zaman: “Onun ahlâkı Kur’ân’dı.” buyurmuştur. (Müslim, Müsâfirîn, 139)

 

Öyleyse biz müslümanlara düşen görev inandığımız güzel dinimiz İslam’ın bizden beklediği ahlak kurallarına uymaya özen göstermek, Allah’ın kitabı Kur’anı ve Rasülullahın hayatının anlatıldığı güvenilir eserleri okuyarak onun ahlakına benzeyen bir ahlak ve edebe sahip olmaya mümkün olduğunca gayret göstermektir. Çünkü bize önder ve rehber olarak Yüce Allah (C.C.) tarafından gönderilen Sevgili Peygamberimiz (S.A.V) en güzel örnektir. Biz ancak ona benzeyebildiğimiz kadar güzel bir ahlak ve edep üzere olabiliriz.

Allahın salat ve selamı Efendimizin üzerine olsun.Cumamız hayırlı,bereketli, huzurlu ve mübarek olsun.

Hayırlı Cumalar…